Tonyukuk’tan Bugüne: Liderin Gerçek Gücü, Yanındaki Akıldır
Bir liderin ne kadar güçlü olduğunu anlamak istiyorsanız, sadece kendisine bakmayın.
Yanındaki insanlara bakın.
Kimlerle konuşuyor?
Kimleri dinliyor?
Kim ona itiraz edebiliyor?
Kim gerektiğinde “Yanlış yapıyorsunuz” diyebiliyor?
Bu soru yalnız cumhurbaşkanları, başbakanlar, sultanlar ve kağanlar için geçerli değil.
Aynı ölçü şirket sahipleri, holding patronları, yönetim kurulu başkanları ve CEO’lar için de geçerli.
Çünkü devlet de şirket de sonunda insanla yönetiliyor.
Ve insanın en büyük zaaflarından biri, güç arttıkça hakikatten uzaklaşabilmesi.
Türk devlet tarihi bu konuda bize çok eski ve çok kıymetli bir ders bırakıyor:
Büyük liderlerin yanında çoğu zaman büyük akıllar vardı.
Kağanın Tonyukuk’u Vardı
Bilge Kağan’ın yanında Tonyukuk vardı.
Tonyukuk sıradan bir danışman değildi.
Çin’i biliyordu.
Coğrafyayı biliyordu.
Türk boylarını tanıyordu.
Savaşın ne zaman yapılacağını, diplomasinin ne zaman devreye sokulacağını biliyordu.
Kül Tigin askerî gücü, Bilge Kağan siyasi otoriteyi, Tonyukuk ise stratejik aklı temsil ediyordu.
Yani bundan bin üç yüz yıl önce bile devlet tek kişinin aklına bırakılmıyordu.
Selçuklularda Nizamülmülk aynı geleneği başka bir seviyeye taşıdı.
Alp Arslan ve Melikşah büyük hükümdarlardı ama yanlarında yalnız emir alan bir vezir yoktu.
Nizamülmülk vardı.
Devlet tasarlayan bir akıl.
Vergiyi, orduyu, eğitimi, bürokrasiyi, toplumsal dengeyi ve dış tehditleri birlikte düşünebilen bir devlet adamı.
Nizamiye Medreseleriyle insan yetiştiriyor, Siyasetname ile hükümdara nasıl yönetmesi gerektiğini anlatıyordu.
Asıl mesele de burada:
Bilge devlet adamının görevi lideri memnun etmek değil, devleti korumaktır.
Edebali: Gücün Yanındaki Vicdan
Osmanlı’nın kuruluşunda Şeyh Edebali vardır.
Onu yalnız Osman Gazi’nin kayınpederi olarak görmek büyük eksiklik olur.
Edebali, siyasi gücün yanındaki ahlaki pusulayı temsil eder.
Ona atfedilen “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözü, tarih içinde nasıl şekillenmiş olursa olsun, güçlü bir devlet felsefesini anlatır.
Devlet yalnız kılıçla yaşayamaz.
Adalet gerekir.
Rıza gerekir.
Ölçü gerekir.
Liderin yanında sadece “Nasıl kazanırız?” diye soran insanlar bulunmamalı.
Bazen birisinin çıkıp:
“Burada durmalıyız” demesi gerekir.
Kadınların Sözü de Devlet Aklının İçindeydi
Türk devlet geleneği yalnız erkeklerin kurduğu bir akıl dünyası değildi.
Eski Türklerde hatun yalnız kağanın eşi değildi.
Elçi kabul ederdi.
Hanedan ve devlet meselelerinde ağırlığı vardı.
Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de........
