menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Terörsüz Türkiye’den Mekke Paktı’na, Kürt kartından İran’a uzanan “yeni büyük oyun”

49 0
09.08.2026

Ortadoğu’da büyük değişimler çoğu zaman tek bir anlaşmayla başlamaz. Önce birbirinden bağımsız görünen taşlar hareket eder; sonra bunların aynı stratejik resmin parçaları olup olmadığı anlaşılır.

Bugün Türkiye’nin çevresinde tam da böyle bir tablo oluşuyor.

“Terörsüz Türkiye” süreci ilerliyor. PKK’nın silahsızlandırılması ve yeniden entegrasyonu için hukuki çerçeve hazırlanıyor. Suriye’de SDG/YPG’nin geleceği yeniden şekilleniyor. İran, Irak Kürdistanı’ndaki İranlı Kürt muhalif yapılara baskısını sürdürüyor. Washington ve İsrail’in İran üzerindeki baskısı artıyor.

Ve bütün bunların ortasında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladı.

Bunların tek merkezden yönetilen bir planın parçaları olduğunu söylemek için elimizde kanıt yok.

Ama birbirlerinden tamamen bağımsız olduklarını varsaymak da artık fazla rahat bir okuma.

Mekke Paktı Neden Önemli?

Anlaşmanın asıl önemi askeri eğitim veya savunma sanayii işbirliğinde değil.

Kolektif savunma taahhüdünde.

Bir üyeye yönelik silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış sayılması öngörülüyor. Hakan Fidan bunu teknik açıdan NATO’nun 5. maddesine benzetiyor.

Üç ülkenin kapasiteleri birbirini tamamlıyor.

Türkiye askeri güç, operasyon tecrübesi ve gelişen savunma teknolojisini getiriyor. Pakistan nükleer caydırıcılığın gölgesini. Suudi Arabistan ise sermaye, enerji gücü ve Arap-İslam dünyasındaki siyasi ağırlığını.

Bu henüz bir “İslam NATO’su” değil. Operasyonel yükümlülüklerin sınırları da tam olarak belli değil.

Ama kurumsallaşırsa yeni bir bölgesel güvenlik mimarisinin çekirdeğine dönüşebilir.

Mısır’ın muhtemel katılımının konuşulması bu nedenle önemli. Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan zaten R4 formatında istişare yürütüyor. Mısır katılırsa yapının askeri, demografik ve siyasi ağırlığı ciddi ölçüde artar. Katar ve bazı Körfez ülkeleri daha sonra ikinci halkaya eklenebilir.

İran mı Hedef?

Resmî cevap hayır.

Fakat ittifakları yalnızca kuruluş metinleri değil, içinde doğdukları stratejik ortam tanımlar.

Bugün bu ortamın merkezinde İran var.

Nükleer program, Hürmüz Boğazı, Körfez enerji güvenliği, Irak’taki İran bağlantılı silahlı yapılar ve İsrail-İran çatışması bölgenin güvenlik hesaplarını değiştiriyor.

Washington İran’ın bölgesel kapasitesini sınırlamak istiyor. İsrail ise İran’ın askeri, nükleer ve vekil güç kapasitesinin mümkün olduğunca kalıcı biçimde zayıflatılmasını kendi güvenliğinin temel şartlarından biri olarak görüyor.

Körfez ülkeleri de artık yalnızca Amerikan güvenlik şemsiyesine dayanmak istemiyor.

Dolayısıyla “Mekke Paktı İran’a karşı kurulmadı” demek başka, “İran faktöründen bağımsız kuruldu” demek başka.

İkincisi bana pek inandırıcı gelmiyor.

Kürt Kartı Yeniden mi Dağıtılıyor?

Türkiye açısından en hassas meselelerden biri burada.

İranlı Kürt silahlı grupların gelecekte İran içindeki bir mücadelede oynayabilecekleri rol giderek daha fazla tartışılıyor. Tahran’ın Irak Kürdistanı’ndaki bu yapılara yönelik füze ve İHA saldırıları da tehdidi ne kadar ciddi algıladığını gösteriyor.

Ancak önemli ayrımlar var.

PKK başka bir yapı. SDG/YPG........

© 10 Haber