Siyasi mühendisliğin yanına adli mühendislik de eklendiğinde…
Siyasi mühendisliğin yanına adli mühendislik de eklendiğinde…
Davanın adı “Aziz İhsan Aktaş Davası”ydı. Çünkü savcıya göre ortada bir “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü” vardı, örgüte ismini veren kişi de elbette bu örgütün lideriydi.
Örgüt, daha sonra Ekrem İmamoğlu davası için bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı benzetmeyle “Ahtapotun kolları gibi”ydi. Sadece İstanbul Beşiktaş’ta değil; Esenyurt’ta, Avcılar’da, Adana Büyükşehir Belediyesi ile Seyhan, Ceyhan gibi Adana’nın ilçelerinde, hatta Adıyaman’da da faaldi.
Belediyelerin hizmet satın alma ihalelerine katılan Aziz İhsan Aktaş, bu ihalelerin şartnamelerini bile bizzat yazacak, ihaleleri garanti kendisinin kazanmasını sağlayacak devasa bir rüşvet çarkı yönetiyordu.
Kötülüğün, belediyelerde rüşvet çarkının cisimleşmiş haliydi Aziz İhsan Aktaş savcıya göre. Bakmayın bugün Sabah gazetesinin web sitesinde Aziz İhsan Aktaş davasının sonucunu öğrenmek için uzun uzun uğraşmak gerekmesine, Ocak 2025’te aynı web sitesi Aziz İhsan Aktaş’ın kötülüklerini ve Rıza Akpolat’ın ne kadar kirli olduğunu anlatan haberlerle doluydu, görmek istemeseniz bile kaçamıyordunuz, her yerden karşınıza çıkıyordu.
Yalnız hem bu davayı duyurma biçiminin hem de savcının akıl yürütme biçiminin bir büyük sorunu vardı: Aziz İhsan Aktaş, sadece bu suçlanan 8 CHP’li belediyeyle iş yapmıyordu. Tamamı AK Partili onlarca belediyede ve pek çok bakanlıkta benzeri hizmet satın alma ihalelerine girip kazanan isim yine Aziz İhsan Aktaş’tı. CHP’deki ihaleleri rüşvetle........
