menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Romeo ve Juliet Kayınpederi Geçebilseydi

32 0
07.06.2026

Romeo ile Juliet’in hikâyesini hepimiz biliyoruz. İki genç birbirine âşık olur, aileler hemen arıza çıkarır, dramlar, trajediler havada uçuşur ve ta-da! Dünya edebiyatının en büyük aşk efsanesi doğar.

Peki, ya hikaye böyle akmasaydı? Romeo bir akşam Juliet’in babasının karşısına oturup karşılıklı kahve içseydi? Juliet’in babası da höpürdeterek içtiği kahvesinden bir yudum alıp: “Eee Romeo evladım, gençler birbirini sevmiş. Bize de hayırlı olsun demek düşer. Çeyiz işini ne yapıyoruz?” deseydi?

Muhtemelen koskoca Shakespeare yapımı ikinci perdede biterdi. Ne o ikonik balkon sahnesi kalırdı, ne zehirler, ne de yüzyıllardır süren o körkütük romantizm… Muhtemelen evliliğin üçüncü ayında Romeo’yu “Juliet, aşkım çoraplarını yine salonda bırakmışsın”diye söylenirken izlerdik.

Belki de büyük aşkın en büyük sebebi, ona karşı çıkan o inatçı ailelerdi, ne dersiniz? Tam da bu yüzden son günlerde kafamı kurcalayan o ezeli tartışmaya gelmek istiyorum: Acaba bu romantik aşk dediğimiz şey gerçekten biyolojik bir ihtiyaç mı, yoksa kültürün bize sattığı şahane bir illüzyon mu?

Evrimsel psikologlara göre kalbimizin pır pır etmesi o kadar da şiirsel değil. Onlar, kadınların ve erkeklerin eş seçerken aslında bilinçaltında tamamen “hayatta kalma” odaklı birer hesap makinesi gibi çalıştığını söylüyor. Yüz binlerce yıllık insanlık yazılımımız bize kabaca şunu fısıldıyor: Kadınlar (Ortalama olarak) güvenilir, kaynak sağlayabilen (yani mağaraya eli boş dönmeyecek, günümüz tabiriyle ‘sigortalı bir işi olan’) ve statüsü yüksek erkekleri çekici buluyor. Erkekler (Ortalama olarak) gençlik, sağlık ve doğurganlık sinyalleri veren (yani genlerini geleceğe taşıyabilecek) kadınlara daha çok yükseliyor.

Basitçe düşünelim: 100 bin yıl önce bir kadın, iyi avlanan ve kabilesinde saygı gören bir erkeği seçtiğinde, çocuklarının hayatta kalma şansı tavan yaptı. Bir erkek de sağlıklı bir kadını seçtiğinde soyunu garantiledi.

Yani; kalbimizi eriten o “ilk görüşte aşk”, aslında genlerimizin arkada yürüttüğü başarılı bir iş mülakatından başka bir şey değildi!

........

© 10 Haber