Aşkın rengi var mı?
Galatasaray şampiyon oldu. Biz eşimle şanslı bir çiftiz. Her ikimiz de aynı takımı tutuyoruz. Başka evler böyle değil.
Kadın mutfakta kahve yaparken telefondan kutlama videoları izliyor. Adam ise sessiz. Çünkü koyu Fenerbahçeli. Bir süre sonra klasik cümle geliyor: “Evde bari benim takımımı tut.”
Bu cümle aslında Türkiye’de birçok ilişkinin küçük özeti gibi.Çünkü bizim toplumumuzda aşk bazen “aynı kişi olmak” sanılıyor. Özellikle kadınlardan, erkeğin sevdiğini sevmesi, onun siyasi görüşüne yaklaşması, onun takımını tutması, onun ailesine uyum sağlaması beklenebiliyor. İlişkide uyum ile kimlik kaybı birbirine karışıyor.
Oysa iki insanın birbirine âşık olması, aynı renkte atkı takmalarını gerektirmiyor. Ama ilginç olan şu: Araştırmalar gerçekten de benzer dünya görüşüne sahip çiftlerin daha uzun ilişkiler yaşadığını gösteriyor. Özellikle politik görüş, dini bakış ve temel yaşam değerlerinde benzerlik arttıkça ilişki memnuniyeti yükseliyor. Çünkü insan beyni “tanıdık olanı” güvenli kabul ediyor.
Otuz yılı aşkın veriyi analiz eden bir çalışma, farklı parti tercihlerine sahip çiftler arasında ayrılık riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Padova Üniversitesi ve Max Planck Demografik Araştırma Enstitüsü (MPIDR) araştırmacılarının yakın zamanda yaptığı çalışmaya göre çiftlerin ortak değerler paylaşması çatışmayı azaltıyor.
Özellikle politik kutuplaşmanın yoğun olduğu dönemlerde farklı görüşlere sahip çiftlerde stres artabiliyor. Çünkü kişi sadece “farklı düşünen biriyle” yaşamıyor; bazen kendi kimliğine tehdit hissediyor.
Futbolda da benzer bir mekanizma var. Türkiye’de takım tutmak çoğu zaman spor tercihi değil. Aile mirası gibi yaşanıyor. İnsanlar takımlarını babalarından,........
