İnsani Yardımdan Denizlerde Stratejik Etkinliğe: Türkiye’nin Somali’deki Yükselen Rolü
Şubat 2024’te iki ülke arasında imzalanan Türkiye-Somali anlaşması, Türkiye’nin Somali’nin hidrokarbon kaynaklarına duyduğu ilgiyi net bir şekilde ortaya koymakta ve Ankara’nın bir dizi stratejik hedefe ulaşılan yoldaki arayışını yansıtmaktadır.
Bu anlaşma; savunma, ekonomi ve denizcilik alanındaki hükümleri içeren geniş bir düzenlemeyi kapsamaktadır. Oldukça asimetrik mali şartlar altında Türkiye’ye özel kara ve açık deniz arama hakları sunan anlaşma; buna karşılık Türkiye’ye Somali deniz kuvvetlerini eğitip donatma konusunda geniş yetkiler vermekte ve Somali’nin münhasır ekonomik bölgesindeki operasyonel etkinliğini artırmaktadır.
Somali cephesinden bakıldığında bu anlaşma, korsanlıkla ve militan gruplarla mücadele etmenin yanı sıra doğal kaynakların yönetimini geliştirmek adına önemli bir fırsat barındırmaktadır. Milletvekili Asha Koos Mohamud Omar’ın da ifade ettiği gibi bu iş birliği, ülkenin “yoksulluğu refaha” dönüştürmesine yardımcı olarak daha büyük bir enerji güvenliğine ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlayabilir.
Türkiye açısından ise bu durum, sadece enerji kaynaklarına erişmenin çok ötesine geçen bir dizi stratejik fırsat kapısı açmaktadır. Bu fırsatlar arasında, Ankara’nın Afrika Boynuzu ve Hint Okyanusu bölgesindeki uzun vadeli hedefleriyle birebir örtüşen ekonomik, denizcilik ve jeopolitik kazanımlar yer almaktadır.
İmzalanan Mutabakat Zaptı ayrıca enerji, inşaat ve savunma gibi sektörlerde faaliyet gösteren Türk devlet firmalarına yeni pazarlar ve sözleşmeler yaratarak ekonomik küreselleşmeyi desteklemektedir. Nitekim bugün Türk şirketleri Mogadişu liman ve havalimanının işletmesini üstlenmiş durumdadır. Diğer yandan Ankara’nın en büyük denizaşırı askeri üssü olan CAMP TURKSOM, 2017’den bu yana binlerce Somalili özel harekat personelinin eğitimine destek vermeye devam etmektedir.
Türkiye’nin Somali ile kurduğu ilişkiler, 2024’teki bu anlaşmanın çok daha öncesine dayanmaktadır. Zaman içinde aşama aşama ilerleyen bu süreç sayesinde iki ülke arasında köklü bir güven bağı inşa edilmiştir. Bu sürecin ilk temel taşı, Türkiye’nin 2011 yılında Mogadişu’daki kıtlık felaketine yardım eli uzatarak ülkeye insani yardım temelinde giriş yapmasıyla atılmıştır. O dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık yirmi yıldır Somali’yi ziyaret eden ilk Afrika dışı devlet başkanı olmuştur. Bu adım, Somali halkının güvenini kazanmada hayati bir ilk aşama teşkil etmiş ve Türk insani desteği, ülke genelinde Türkiye’ye yönelik yoğun bir sempati ve sevgi seli yaratmıştır.
Bu stratejik ortaklık zamanla basamak basamak gelişmiştir. Türkiye ilk etapta havalimanlarını, limanları, hastaneleri ve yolları modernize ederek ülkenin altyapı kalkınmasına yardımcı olmuştur. Ardından CAMP TURKSOM’un kurulmasıyla birlikte, denizaşırı askeri varlık yoluyla bir güvenlik entegrasyonu sağlanmıştır. Sürecin ulaştığı son........
