Yenilik: Statükonun Yeni Sloganı mı?
“Hakikati gizlemenin en etkili yolu, onu susturmak değil; onu gürültünün içinde seçilemez hâle getirmektir.”
Bir zamanlar statüko, değişime direnen yüzüyle tanınırdı. Eskiyi savunur, yeniyi tehdit olarak görürdü. Bu yüzden onu teşhis etmek kolaydı.
Bugün ise statüko, değişimin önünde durmuyor gibi görünüyor. Tam tersine, değişimin en güçlü savunucusu gibi konuşuyor.
“Yenilik”, “dönüşüm”, “reform”, “inovasyon”, “vizyon”, “gelecek”, “iyimserlik”, “umut”… Çağımızın en çok dolaşıma sokulan kavramları bunlar. Hiçbiri kendi başına sorunlu değil. Fakat tam da bu yüzden mevcut düzenin en güçlü dili hâline gelebiliyor.
Belki de statükonun en büyük başarısı, değişime direnmek değil; değişimin dilini konuşmayı öğrenmiş olmasıdır.
Günümüzün ekonomik ve teknokratik yönetim anlayışlarının dikkat çekici özelliklerinden biri, değişimi engellemek yerine onu sürekli dolaşıma sokabilmesidir.
Oysa hareket ile dönüşüm aynı şey değildir. Gerçekten ne değişiyor? Neyin değişmediğini fark etmemiz neden bu........
