Gelişi Çarşambadan Belli Bir Perşembe
Genel Başkan seçildiğinde, geride nelerin olup bittiğinden tamamen habersiz biri olarak, onda hemen fark edilen “Manisa’nın tez canlı çocuğu” hâlini halkın kendine yakın göreceğini yazmıştım.
Nitekim öyle de oldu.
O ilk intiba, artan bir ilgiye, kimilerimizde de bir umuda dönüşmüş olarak devam ediyor.
Şunu ekleyelim:
Onunla birlikte CHP’nin geleneksel tezleri, ezbere bilinen CHP tartışmaları olmaktan zaten çıkmıştı.
Önceki genel başkanlardan alışık olunduğu gibi, onun ne ‘sosyal demokrat’, ne ‘halkçı’, ne ‘ulusalcı’ vurgulu tek bir konuşması gelmiyor aklıma.
Yenilik bu ise, böyle başlamıştı.
Oysa o sözcükleri duyar duymaz, meclis kürsünde konuşan Bülent Ecevit’i, Deniz Baykal’ı görür gibi olmak bir fantezi değil, onları o kavramlarla hatırlamaktır.
Bu ülkede birkaç kişi birlikte bir siyasi yola çıktığında, çok geçmez, o yol çatallaşır.
Dün akşam bir televizyon yorumcusu, o çatalda kendini sessizlik moduna alarak bekleyen Ekrem İmamoğlu için, “Özel’le kader arkadaşı onlar. Birbirinden kopmazlar” diyordu.
Bu ifade, beraberlik alışkanlığı zayıf bir toplumda “kopma sıklığını” bilen birinin, o endişeyle öne sürdüğü bir ön tedbir miydi, bu konuşulabilir.
“Kader ortaklığı” ile tam olarak neyin kastedildiğini bilmiyorum.
Ortak olunmuş o “kader” ne…
Gidişat mı, geçmişte olan mı,
O........
