İstanbul Sözleşmesi yaşatır!
Dün 1 Temmuzdu.
Bugün, Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nin 15. yılı.
Evet, o çok konuşulan, çok tartışılan ama biz kadınların yürekten sahip çıktığı İstanbul Sözleşmesi…
Neden mi bu kadar sahip çıktık?
Çünkü 15 yıl önce bugün sadece uluslararası bi sözleşmeye imza atılmadı.
Kadınlar için, kız çocukları için, şiddetten kaçmaya çalışan herkes için bi umut doğdu.
Devlet diyecekti ki:
“Sen yalnız değilsin.”
“Ben seni koruyacağım.”
“Şiddet olduktan sonra değil, olmadan önce önleyeceğim.”
“Faili durduracağım.”
“Kolluk, savcı, hakim, okul, hastane, belediye… Herkes görevini yapacak. Seni erkek şiddetine teslim etmeyeceğim.”
İstanbul Sözleşmesi’nin özü buydu.
Şiddeti önlemek.
Kadını yaşatmak.
Çocuğu korumak.
Ardından 6284 sayılı Kanun çıktı.
Şiddete uğrayan ya da uğrama riski altındaki kadınları korumak için hazırlanmış çok önemli bi yasaydı.
Hepimiz umutlandık.
“Nihayet bi şeyler değişecek” dedik.
Ama daha o günlerde başka bi tartışma başladı.
Kadın, birey olarak değil, ailenin içinde tanımlanmaya başlandı.
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı kaldırıldı.
Yerine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı........
