Nikâha Davet, Cenazeye Haber Verilir
İnsan ilişkilerinin gerçek ölçüsü bazen bir düğün salonunun ışıkları altında, bazen de bir mezarlığın sessizliğinde ortaya çıkar.
Geçenlerde aynı ay içinde bir nikâh ve bir cenaze vesilesiyle iki farklı duygunun arasında gidip gelirken, yıllardır bildiğim ama üzerine hiç bu kadar düşünmediğim bir söz yeniden düşünmemi zorladı;
“Nikâha davet ediliriz, cenazeye haber verilir.”
Ne kadar kısa bir cümle…
Ama insan ilişkileri üzerine uzun uzun yazılabilecek kadar derin.
Çünkü bu iki kelime arasındaki fark, aslında hayatı nasıl yaşadığımızı anlatıyor: Davet ve haber.
Nikâh bir davettir.
Çünkü mutluluk seçilerek paylaşılır.
Kimi çağıracağımızı düşünürüz. Bir liste yaparız. Yakınlarımızı, dostlarımızı, ailemizi, hayatımızda yeri olanları seçeriz. Salonun kapasitesi, bütçe, protokol, akrabalık, dostluk, sosyal çevre… Hepsi hesaba girer.
Davet edilen gelir.
Edilmeyen ise bazen kırılır.
Cenaze ise başka bir dünyadır.
Orada kimseyi seçmezsiniz.
Bir ölüm haberi gelir.
Ve o haber size ulaştığında, artık mesele davet edilip edilmediğiniz değildir.
Mesele, gidip gitmeyeceğinizdir.
Belki de insan ilişkilerinin en sahici sınavı tam burada başlar.
Çünkü mutlulukta yan yana gelmek kolaydır.
Acıda yan yana durmak ise bir seçimdir.
Mutluluğun daveti, acının haberi
Nikâh, düğün, doğum günü, yıldönümü…
Hayatın güzel taraflarıdır bunlar.
İnsan sevincini paylaşmak ister. Sofrasını kurar, masasını hazırlar, davetiyesini gönderir.
Cenazede ise kimse size “Lütfen gelir misiniz?” demez.
Bir telefon gelir.
Bir mesaj.
Bir ilan.
Bir haber.
“Falanca vefat etti.”
Gerisi sizin vicdanınıza kalır.
İşte belki de bu yüzden cenazeye gitmek, insan ilişkilerindeki en saf vefa biçimlerinden biridir.
Çünkü orada karşılık yoktur.
Müzik yoktur.
Kutlama yoktur.
Güzel kıyafetler, yemekler, fotoğraflar yoktur.
Çoğu zaman yalnızca hüzün, yorgunluk ve sessizlik vardır.
Bazen işinizi bırakıp gidersiniz.
Bazen saatlerce yol alırsınız.
Bazen bir uçağa binersiniz.
Bazen başka bir ülkeden dönersiniz.
Ve bütün bunları, size bir şey kazandıracağı için değil, bir insanın hayatınızda bir zamanlar var olmuş olmasını önemsediğiniz için yaparsınız.
İnsan, zor gününde anlaşılır
Mutlu günlerde yanımızda olanların sayısı çok olabilir.
Ama hayatın en ağır gününde kapıdan girenlerin sayısı daha azdır.
Belki de insanın çevresindeki kalabalık, düğününde değil, cenazesinde görünür.
Çünkü düğünler biraz da sosyal hayatın vitrini gibidir.
Cenazeler ise vitrini kaldırır.
Orada kimse statüsünü, parasını, mesleğini, ünvanını taşımaz.
Herkes aynı sessizliğin içinde durur.
Bir tabutun........
