Sokrates-2
Yazılı tek bir sayfa bile bırakmadı ardında Sokrates. Belli bir Sokratesçi felsefeden söz etmek de mümkün değildir alında. Bu şartlar altında nasıl oldu da tüm zamanların en önemli filozoflarından biri oldu? Elbette bütün diyaloglarında hocası Sokrates’i konuşturan Platon sayesinde.
Bir yanda Pythagoras gibi kendi düşüncesini yaymak istemeyen, ezoterik ve dogmatik felsefe yapan bir agrafi söz konusuydu, öte yanda Sokrates’in başını çektiği, yazının sözlü diyaloğun yerini almak açısından yetersiz olduğuna inanan diyalektik bir agrafi. Sokrates kendini bir hoca olarak görmezdi ama onun hakkında ve onun felsefi düşünceleri hakkında yazan öğrencileri oldu. Yazmamış olması nedeniyle ve sayesinde, geleneksel olana kıyasla yenilikçi bir edebi tür olan felsefi diyaloğun gelişmesini sağladı; logoi sokratikoi. Oxford’da, Bodleian Kütüphanesi’nde muhafaza edilen Orta çağa ait el falı konulu kısa bir inceleme yazısının bir taslağında, Sokrates’le ilgili ünlü bir paradoks vardır. İsimler ironi amaçlı bir yer değiştirmeye uğratılmış ve Sokrates, Platon’un dikte ettiklerini yazarken gösterilmiştir.
O yazmak değil, doğrudan insana ulaşmak istemiştir. İşin teorisini yapmak değil, pratikte insanlara yardım etmek, onların hayatlarını kendilerine, ergonlarına uygun bir şekilde geçirmelerine, yani mutlu olmalarına destek olmak istemiştir. Bu anlamda psikoterapinin kurucusu bile kabul edilebilir. Onun bugünkü bizlerden, terapistlerden en önemli farklı, bizim rahat ofislerimizde, rahat berjer koltuklarımızda oturup insanların bize ulaşmasını beklerken onun agoraya çıkıp neredeyse insanların yakasına yapışması ve onları sarsmayı, kızdırmayı göze almasıdır. Para alıyor oduğumuzu da düşünürsek, sanırım bizler, Sokrates’ten ziyade, o........
