Sevgili günlük…
15 Mayıs, Berlin Minoa
Son günüm Berlin’de. Yarın Yağmur’la Paris’e geçiyoruz. Garip bir burukluk var içimde. Son zamanlarda çokça olduğu gibi. Nedenini bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. Minoa’da oturmuş hayata bakıyorum. Gencecik çalışanlar, bir ara durak olarak burada çalışan genç insanlar. Mesela biri, Natalia, sanat ve Germanistik okumuş. Bir sanat galerisinde çalışmak ve sanatını hayata geçirmek istiyor; hayali bu.
Bugün ilk çalışma gününde olan bir genç daha var Minoa’da. Cem, Erzincanlıymış. Diğer Türk çalışanlarla konuşurken öğrendim. Birbirlerinin nereli olduklarını soruyorlar birbirlerine. Kulaklarında küpe var, ama yine de Erzincanlı mı Erzurumlu mu oldukları üzerinden sohbet eden göçmenler onlar. Bir eleştiri değil bu. Bir tespit yalnızca. Cem dokuz aydır burada olduğunu, dokuz ayın nasıl geçtiğini anlamadığını söylüyor. Gülümsüyorum. Aslında bu kadar kısa bir süreyi çok uzun sanmış olması, ne kadar da zor günler geçirdiğini göstermiyor mu?
Terapi için başvuran genç göçmenler.........
