Sevgili günlük…
21 Ocak, İstanbul
Dünya siyasetinde her şeyin, bütün özgürlükçü, eşitlikçi, adalet üzerine kurulu, insan haklarından bahseden söylemlerin tamamının yalnızca bir kurgu olduğunun bu kadar açığa çıktığı başka bir zaman dilimi olmamıştı sanırım. Batı uygarlığı olarak göklere çıkardığımız, ona ulaşmak için çok şey feda etmeye hazır olduğumuz düzenin, bir ‘düzen’den başka bir şey olmadığı, bir oyun olduğu kendi kendine gözlerimizin önüne seriliverdi. Gazze için sesini çıkarmayan ve üç maymunu oynayan ülkelerin tamamı Grönland söz konusu olduğunda çaresizce mızıldanıp duruyor.
Huzurlu, kimsenin kendilerine bulaşmayacaklarından emin oldukları minik kıtalarında hiç de güvende olmadıklarını önce Putin, sonra da Trump gösteriverdi onlara.
23 Ocak, Çanakkale
Güzel başlayan yağmur ve fırtınayla devam eden bir araba yolculuğundan sonra dün akşam 19.00 gibi Assos’a, Simurginn’e vardık. Levent her zamanki gibi süratli kullandı arabayı, eğer o sırada kafasını takıntılı bir şekilde meşgul eden o belli konudan konuşmuyorsa. Ben de belli aralarla, “Hadi artık, gaza bas da varalım varacağımız yere,” diyerek konuyu kapatmaya çalıştım.
Çok güzel bir yer Simurginn. Yalnızca parayla değil, ancak gusto sahibi biri tarafından ortaya çıkabilecek bir mekân. Dün gece iki şişe Cabernet Franc eşliğinde oradan buradan sohbet edip, buradaki iki........
