Profesör Daron Acemoğlu tartışması
Profesör Daron Acemoğlu tartışması
Sistemler kendi içinde evrim geçirir, dönüşür ya da çökebilirler. Neoliberalizm de, kapitalizmin amorf yapılı sermayenin gereksinimlerine göre bir uğrağıdır. Bu uğrak da kalıcı değildir; tek kalıcı sermayenin devinim sürecinde merkezileşmesi ve derinleşmesidir. Sistemin olağanüstü insan ve doğa sermayesi ile (tahrip ederek) oluşturduğu parıltıların göz boyayıcı sarhoşluğu altında insanı ezerek, doğayı tahrip ederek kendi yolunda, kendi sonunu da getirerek ilerler.
Profesör Daron Acemoğlu’nu, 2024 yılında, Simon Johnson ve James Robinson ile beraber, kurumların ulusların refahını nasıl etkilediği konusundaki çalışmaları ile Nobel’e hak kazanmış, Türkiye doğumlu Harvard Üniversitesi iktisat profesörü olarak biliyoruz. Acemoğlu, son çalışması olan Hangi Liberal Demokrasi (orijinal adıyla: What Happened to Liberal Democracy) başlıklı kitabını, harika bir vefa örneği olarak, “İrma ve Kevork’a, bu kitabı onlarla paylaşmayı ne kadar çok isterdim.” ifadesiyle anne ve babasına armağan etmiş bulunuyor. Kevork Acemoğlu, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde profesör idi. Fevkalade can dostu Kevork, aramızda “Kevork abi” olarak bilinirdi. İrma ise, Daron’un annesi olsa gerek. Evet, bu iki kişi keşke oğullarının bu gününü görmüş olsalardı!
Daron Acemoğlu son kitabı ve yazdığı bazı yazılarıyla son dönemde kimi akademsiyen dostlarının ve The Economist dergisinin biraz şiddetli hücumuna uğradı. Kitabı okumuş ve eleştirilerin bir kısmına da sosyal medyadan ulaşmış olarak, bugün sizlerle bu konuda toplayabildiğim notları kısaca paylaşmak istiyorum. Acemoğlu, Nobel ödülünü aldığında da benzer eleştirilere muhatap olmuş idi. Önce genel eleştirilerden söz etmem gerekirse, akademi camiasının Acemoğlu’na yönelttiği genel eleştiri başlıca iki noktada toplanabilir. Kendisinin bulunduğu kurum ve mevki itibariyle son kantitatif tekniklere vakıf olduğu hakkında bir kuşku bulunmamakla beraber, eserlerinde yaygın olarak tarih ve edebiyat alanındaki eserlere atıf yaparak, konunun fazla derinliğine inmeden örneklerle geçiştirdiği dillendirilmektedir. İleri sürdüğü tezler hakkında ileri sürülen eleştiriler ise, daha ciddi boyuttadır. Şöyle ki, özellikle Nobel ödülüne layık görülen kurumlar ve ekonomik kalkınma meselesinde sonucu varsayım olarak kullandığı görüşü ileri sürülmüştür. Gelişmiş kurumların mı ekonomik gelişme yolunu açacağı, yoksa gelişmişliğin mi kurumsallaşma yolunu açacağı tartışmalıdır. İktisat yazımında, yöntemsel açıdan, “araçsal değişken“ (Instrumntal variable) olarak ifade edilen bir regresyon modelini biraz yersiz kullanıldığı itirazı yapılmaktadır.
Acemoğlu hakkında yazılan makale, şöyle bir fevkalade kırıcı ifade ile başlamaktadır: “Dünyanın en etkili iktisatçısı kötü şekilde ikna edici olmaktan uzaktır”. 58 yaşında Nobel almış, yedi kitabı ve çok sayıda makalesi bulunan Acemoğlu bu yakışıksız ifadeyi hak ediyor mu, bilemem! Anlaşılan, bu konu........
