menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi mi, o da ne ?!

11 0
29.06.2026

Lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi mi, o da ne ?!

Diğer yandan, hukuk ile saygı çerçevesinde ilişkisi olmayan, kendini hukuk ve yasalar ile bağlı hissetmeyen, hatta Anayasa’ya aykırı karar ve uygulamalara imza atmakta tereddüt etmeyen düzenlerde, söz konusu iki kavramın yoğun ve yaygın şekilde çiğnendiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ülkede hukuk düzeninin ( ya da düzensizliğinin mi demeli? ) geldiği aşama itibariyle üzerinde hemen hiç durulmayan, aksine çok durulması gereken kavramlardan bazıları da lekelenmeme hakkı ile masumiyet karinesidir. Yazılı ve görüntülü basın, idari makamlar, özellikle görevli ve yetkili adli makamlar tarafından yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, yani davaların tüm aşamalarında söz konusu iki kavramın kesin şekilde dikkate alınması ve uygulanması evrensel hukukun zorunlu kıldığı alanlardan biridir. Peki bizde öyle mi oluyor, ne gezer !. Bir şüpheli hakkında bir suçtan dolayı soruşturmaya geçildiğinde, en kısa sürede kişinin kimliği, işlediği ileri sürülen suçla ilgili ayrıntılar, deliller, tutanaklar, ifadeler ve diğer soruşturma belgeleri çoğunlukla basın aracılığıyla bir anda ortaya sürülüyor. Böylece, soruşturma ve yargılama yapmakla görevli makamların suç ve şüpheli hakkındaki düşünce ve yaklaşımları bir yana, topluma suçluluğu veya suçsuzluğu hakkında yaygın ve sağlıksız bir izlenim aktarılmış oluyor. Önyargı oluşturan bu yaklaşımın sakıncaları ise, çoğunlukla yargılama aşamasında görülüyor. Olayın mağdur tarafında adeta hüküm verilmiş düşüncesi egemen olduğu gibi, şüpheli ya da sanık yönünden de kapsamlı bir suçluluk/suçsuzluk yargısı dış aleme yansıyor. İlgili kişinin kimliğinin açığa çıkması bir yana, kuşkulu bir masumiyet inancı var olduğundan lekelenmesi gündeme geliyor. Yazılı ve sözlü basının olayı sürekli olarak işlemesi sonucu kişi hakkında çoğunlukla önyargıya dayalı bir hüküm verilmiş oluyor. Böylelikle, evrensel hukukun en temel kavramlarından ikisi çiğneniyor. O zaman, öncelikle, lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi kavramlarını açıklamakta yarar var.

Lekelenmek, sözlük anlamında , kirlenmek, leke oluşmak, kötü tanınmak gibi anlamlar içeriyor ; bu durumda lekelenmemek ise, kirlenmemek, lekesiz olmak ve kötü tanınmamak anlamına geliyor. İnsanların normal olarak, lekelenmek gibi bir tercihleri olamayacağına göre, lekelenmemenin bir hak olarak varlığını kabul etmekte anormal bir şey yoktur. Bu açıdan kavramın, doğrudan ilişkili olduğu masumiyet karinesi kavramı ile bağlantısını vurgulayarak, tanımlamaya geçmek gerekirse, önceliği masumiyet karinesine verirsek, bu kavramın, bir kişinin suçluluğu yasal olarak kesinleşene kadar herkes tarafından suçsuz kabul edilmesi ile bunun evrensel bir ilke olarak benimsenmesidir. Yani, kişinin hakkında yapılan yargılama sonucu suçluluğunun sabit olması ile bu konudaki kararın kesinleşmesine kadar masum kabul edilmesi anlamındadır. Şüpheli ya da sanık, hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşmedikçe masum olarak kabul edilecektir. Bunu doğal saymak gerekir, çünkü geçerli ve kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü olmadan bir kimsenin suçlu olduğu kabul edilemez. Öte yandan, lekelenmeme hakkı kavramına gelirsek, bunun ,masumiyet karinesinin bir tür tamamlayıcısı olduğu gözetilerek, bireyin sadece bir soruşturmaya maruz kaldığı için toplum nezdinde damgalanmaması, onurunun korunmasının güvence altına alınması, telafisi olanaksız bir zarara uğramamasının sağlanması anlamına geldiğini belirtmek gerekir.. Bu iki kavram,demokratik hukuk devleti ve adil yargılanma hakkının temel unsurlarını içerir.

Hukuka saygılı ve demokratik bir toplumda, adil yargılamanın gereği olan masumiyet karinesi ile lekelenmeme hakkının en üst düzeyde........

© Yurtsever