Gülsen Tuncer ile 20 metre 1 saat
Gülsen Tuncer ile 20 metre 1 saat
Sanatın ve sanatçının toplumsal görevlerinden bırakın kaçmayı, tam merkezinde olmaktan da onur duyardı. Değerli eşi Engin Ayça ile bir direnişe çağrılmak onlar için sadece bir heyecan kaynağı değil, direnişin bir parçası olma sonucunu doğuran bir görevdi aynı zamanda. Kendi kendilerine verdikleri bir görevdi bu; istenmeden, talep edilmeden, beklenti olmadan hem de.
Gülsen Abla’yı bugün toprağa teslim edeceğiz.
Bu cümleyi kurmayı aklımdan geçirmedim dersem samimi olmam. Ancak söyleyene değil, söyletene bakmak gerekirse bu cümle adı adınca Gülsen Abla’nın cümlesidir de.
“Hiç konuyu değiştirme Ayselciğim. Bir gün beni toprağa teslim edeceksiniz. O günler yaklaşıyor, bazı işleri sıraya sokalım,” dediğinde ben de kendimi ona teslim etmiştim.
Hoş, onunla yan yanayken, farklılık gösteren görüşlerimizin yarattığı kıyasıya tartışmalarımız dışında, kendini ona teslim etmemek zaten pek de mümkün olmazdı.
Kol kola verip İstiklal Caddesi’nde bir davete gideceğimiz gün, 20 metre yolu tam bir saatte almıştık.
“Hala, hala!” diye peşinden koşturanlar, fotoğraf çektirmek isteyenler, saygısını, sevgisini onu görmüşken aktarmak isteyenlerin sayısı değildi saati belirleyen; birkaç saniyede çekilen fotoğraflar, kucaklaşmalar da değildi.
Gülsen Abla’nın deyişiyle aktarırsam, “Hala ile başladı, hocam ile bitti sohbet, gördün mü canım? Sanatçı bunu yapmalı işte,” derdi. Çünkü beklendiği gibi sohbeti uzatan, onunla fotoğraf çektirenler değil, Gülsen Abla’nın ta kendisiydi.
Yaşına, eğitimine, söylediklerine, evli olup olmadığına, çocuğu olup olmadığına vs. bakıp hemen hızlıca bir muhasebe yapar ve ona vermek istediği, yine Gülsen Abla’nın deyimiyle kulağına kaçırmak istediği öneriyi yumuşak ve esprili bir dille aktarmaya çalışırdı.
Son 10 yılda kabul ettiği birkaç dizi teklifinin nedeni de tam olarak bu müdahale arzusuydu. Rollerini ona göre seçer, kötülüğü temsil eden karakterleri kabul etmez, halkla temasını artırmak için bu ayrıntılara dikkat ederdi. Bu dizilerden çekilmesinin nedeni de yine bu müdahale, dayanışma ve örnek olma bilinciydi.
“Aysel, dizi setindeyim kızım. Bak şimdi telefona birini veriyorum, eski iş yerinden parasını alamamış, haklarını anlat ona.”
“Aysel, hemen konuya giriyorum. Sette bir kızımız var.........
