menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yargı paketleri amacına hizmet etmiyor

33 0
30.06.2026

Yargı paketleri amacına hizmet etmiyor

Tepkiler üzerine 12’inci yargı paketinin Yargıtay’ın ilk derece mahkemeler üzerindeki bozma yetkisinin kaldırılmasını öngören maddesi geri çekiliyor. Yargı paketlerinin adalete hizmet etmesi için baştan sadece bürokrasi tarafından değil, geniş katılımla hazırlanması gerekiyor.

AK Parti Grup Başkanlığının Meclis’e sunduğu 12’nci Yargı Paketi’ndeki, ilk derece mahkemelerin görevsiz ve yetkisiz olarak verdikleri kararları Yargıtay’ın bozma yetkisini kaldırmayı öngören değişiklik önerisi, kamuoyundan gelen tepkiler üzerine TBMM Adalet Komisyonu’nda metinden çıkarıldı. Yargıtay’ın iş yükünü azaltarak temyiz inceleme hızını artırmak isterken Yargıtay’ın verdiği güvene vurulacak ciddi darbeden ve verilecek büyük bir zarardan geri dönülmüş oldu.

Adalet bürokrasisinin paketi

Genel gerekçesine göre paket, 23 Ocak 2025 tarihinde açıklanan 4’üncü Yargı Reformu Strateji Belgesi’ndeki yargılamaların makul sürede tamamlanması, uygulamadan doğan sorunların giderilmesi ve sair hedefler doğrultusunda hazırlanmış. Hem gerekçesi hem de ince ayar gerektiren içeriği, paketi Adalet Bakanlığı bürokratlarının hazırladığını, milletvekillerinin sadece imzalamış olduklarını gösteriyor. Milletvekilleri kanun yapamıyor Paket, yargının işleyişi ile ilgili birçok kanunda değişiklik yapılmasını öngören bir “torba kanun” taslağı. Paketi ele alır almaz yüze çarpan gerçek, 2017’de yapılan anayasa değişikliğiyle getirilen “kanunları milletvekillerinin hazırlayacağı”na dair düzenlemenin Türkiye’nin gerçeklerine hiç uymadığı. Daha acı olanı ise görevi bittikten sonra yüksek emekli maaşı ödediğimiz milletvekillerimizin kaş yapayım derken göz çıkarmadan milletin ihtiyacını giderecek kanun yapma yetkinliğine sahip olmadıkları. Bürokrasinin kaynakları, takibi, dikkati ve hassasiyeti olmadan kanun çıkarmak faydadan çok zarar getirir. Kendi gerçeklerimizi gözardı eden başka ülkelerden olduğu gibi alınan romantik düzenlemeler yapmak ise hiç doğru değil. Çoğu zaman da sosyolojik ve kültürel temeli olmayan böyle düzenlemeler, bu olayda da görüldüğü gibi, daha başından ölü doğarlar.

Demokratik değil bürokratik yönetim

Pakette olduğu gibi, meclise getirilen kanun taslaklarını bürokratlar hazırlarlar. Bunları Meclise teklif etmek için ise milletvekilleri önlerine getirilen hazır taslaklara imza atmakla yetinirler. Sonuçta bu durum komisyonlardaki tartışmalara da -diğer bir deyişle Meclis’in yasama işlevine- fiilen bürokratların hâkim olmasına neden oluyor. Kanunları, sözde adeta bir formaliteye dönüşen Meclis, özünde ise bürokratlar yapıyorlar. Bürokratların dediği, halkın ihtiyacından ve tercihlerinden daha öne geçiyor. Bu da demokratik değil bürokratik bir yönetimle sonuçlanıyor.

Anlamayı zorlaştıran dil ve takdim

Diğerlerinde olduğu gibi birçok kanunda değişiklikler yapan paketteki kanun değişikliği taslağı, “xxx sayılı kanunun yyy maddesinin zzz fıkrasına aaa ibaresinin ilave edilmesine…” ya da “çıkarılmasına…” şeklinde cümlelerden oluşuyor. Bu ifade ve yazım tarzı, değişikliği taslakların muhataplarının bile bilgilenmesini önlüyor. Daha ötesi, taslağı kanun haline getirecek olan milletvekilleri bile çoğu zaman neye niçin evet diyeceklerini anlayamıyor. Ne yapıldığını tam anlayabilmek için konunun uzmanı olmak yetmiyor; değiştirilmesi istenen metinlerin nerelerinin değiştirileceği, işaretlenmiş olarak elinizin altında olması gerek. Oysa küçük bir aile şirketinin esas sözleşmesinde küçük bir değişiklik yapmak isteseniz bile, genel kurula, değiştirmek istenen metinlerin eski ve yeni hallerini yan yana ve kolayca karşılaştırma yapacak şekilde hazırlamak ve yayınlamak gerekiyor. Çok daha önemli olan kanun değişikliklerinde böyle yapılmaması, Meclis’teki kanun değişikliği sürecinin suistimaline bile neden olabilir.

Eski ve yeni metinler birlikte

KKTC’de daha 1990’larda, değişikliklerin eski halleri ile yeni halleri resmî gazetede birlikte yayınlanıyordu. Umarım bu uygulama halen devam ediyordur ve KKTC devleti Türkiye’deki -anlamayı zorlaştırıp imkânsızlaştıran- uygulamaya kendini uydurmamıştır.........

© yetkinreport.com