menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye-AB Tam Üyelik Süreci Neden Yürümedi?

34 0
14.05.2026

Türkiye-AB Tam Üyelik Süreci Neden Yürümedi?

Türkiye-AB ilişkileri son dönemde gözlenen hareketlenmeye rağmen fiilen donmuş durumda. Her iki tarafa da düşen işler bulunuyor.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in kısa bir süre önce aday ülke Türkiye’yi Rusya ve Çin’le aynı kefeye koyan sözleri tartışmaya sebep oldu. Ülkemizi AB içinde görmeyen, açıkça ifade edilmeyen bu tür düşünceler, bilindiği gibi, Avrupa siyasi çevrelerinde öteden beri oldukça yaygın. Ancak Von der Leyen’in, bu görüşü AB Komisyon Başkanı sıfatıyla açıklamış olması yadırgatıcı. Ama asıl tartışılması gereken husus, meselenin bu yönü değil, fakat 1987’de yaptığımız tam üyelik başvurumuza ilişkin sürecin bugüne kadar sonuçlandırılamaması ve hemen hemen hiç ilerleme kaydetmemesidir.

Başvurumuz neden desteklenmedi?

Bu konuda akla gelen ilk sebep, Yunanistan’ın 1 Ocak 1981 ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) 1 Mayıs 2004 tarihlerinde Avrupa Birliği üyesi olmaları ve Topluluk içinde Türkiye’nin adaylığına karşı aşılmaz görünen engel yaratmasıdır. İki yeni üyenin bu olumsuz tutumlarına ek olarak ayrıca Fransa ve Almanya’nın adaylığımıza karşı öteden beri takındıkları menfi davranışları da hatırlanmaktadır. Buna rağmen Avrupa Birliği, 2004 Aralık ayında yapılan Helsinki Zirvesi’nde Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin açılmasını kararlaştırdı ve müzakereler 2005 Ekim ayında başladı. Bu sonucun alınmasında rahmetli Bülent Ecevit’in 1999’dan itibaren sürdürdüğü diplomatik çabaların rolü de unutulmamalıdır.

Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun ilk nesil Ortaklık Anlaşması niteliğini taşıyan 1963 Ankara Anlaşması’na göre tedrici bir entegrasyon süreci öngörülmüştü. Gümrük Birliği aşaması böyle bir sürecin parçasıydı. Helsinki Zirvesi ve Türkiye’ye verilen aday ülke statüsü, ayrıca üyelik müzakerelerinin başlamasıyla nihai hedefin tam üyelik olduğu, bir anlamda teyit edilmiş bulunuyordu. Yani karşılıklı yükümlülük getiren “riayeti mecburi” bir AB müktesebatı boyutu (acquis communautaire) entegrasyon dinamiğinin........

© yetkinreport.com