menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İngiltere, Üslerini İran’a Karşı ABD’ye Gerçekten Kullandırmayabilir mi?

26 0
25.02.2026

İngiltere, Üslerini İran’a Karşı ABD’ye Gerçekten Kullandırmayabilir mi?

İngiltere’nin ev sahipliği yaptığı iki kritik askeri üsten Diego Garcia, Hint Okyanusu’nda ABD-İngiltere ortak kullanımındaki bir stratejik platform. (Görsel: Wikipedia)

ABD’nin İran’a dönük askeri hazırlık sinyalleri güçlenirken, Türkiye ve Katar gibi bölgesel aktörler çatışmayı durdurmak için yoğun bir diplomasi yürütüyor. Ancak krizin bir ayağı da doğrudan Avrupa’ya uzanıyor. İngiltere’nin ev sahipliği yaptığı iki kritik üs son zamanlarda gündemde. Bunlardan ilki Diego Garcia, Hint Okyanusu’nda ABD-İngiltere ortak kullanımındaki bir stratejik platform. İkincisi ise RAF Fairford, ABD’nin Avrupa’daki ağır bombardıman kapasitesini konuşlandırabildiği, operasyonel açıdan değerli bir hava üssü. Bu tür üsler, Washington’ın Orta Doğu’ya yönelik güç projeksiyonunda uzak menzilli sigorta işlevi görüyor. Tam da bu nedenle Keir Starmer’ın Trump’a “İran’a yönelik bir operasyonda bu üslerin kullanılmasına izin verilmeyecek” mesajı vermesi, sadece teknik bir prosedür değil aynı zamanda da Anglo-Amerikan ittifakının kriz anındaki sınırlarını gösteren stratejik bir çıkış.

Geçtiğimiz hafta İngiliz başbakan Starmer, üçüncü ülkelere yönelik askeri operasyonlarda İngiliz hükümetinin ön mutabakatı gerektiğini hatırlatarak bu kapıyı kapattı. Trump ise yanıt vererek, İran anlaşmaya yanaşmazsa ABD’nin Diego Garcia ve Fairford’u kullanmasının gerekebileceğini savundu ve İran’ın potansiyel olarak İngiltere’yi de hedef alabileceğini ileri sürdü. Bu restleşme, müttefiklik otomatik mi işler, yoksa her kriz bir pazarlık mı üretir? sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Ancak bunların ötesinde iki önemli konu daha var.

Starmer’in iç güvenlik ve siyasi maliyet hesabı

Starmer’ın refleksinin birinci nedeni iç güvenlik. İran’a doğrudan bir saldırı, İngiltere açısından “uzakta bir savaş” olmaz. Londra başta olmak üzere Birmingham ve Manchester gibi büyük kentlerde güvenlik riskini büyütebilecek bir durum doğrudan ortaya çıkabilir. İngiltere’nin istihbarat ve güvenlik bürokrasisi, yıllardır İran’la ilişkili tehdit başlıklarını ciddiye alıyor. Böylesi bir çatışma, uyuyan ağları hareketlendirme, misilleme eylemleri ve terör saldırısı ihtimalini artırma potansiyeli taşır. Ayrıca saldırı, toplumda zaten yüksek olan kutuplaşma ve göç/güvenlik gerilimini büyütür. Siyasi bedeli ise doğrudan zaten çok zor durumda olan hükümete kesilir.

İkinci neden hukuk ve siyasi sorumluluk.........

© yetkinreport.com