BİR HAYVAN BİN SADAKA
Bir şehrin medeniyeti, yalnızca yükselen binalarıyla değil, sokaklarında yaşayan savunmasız canlılara nasıl davrandığıyla ölçülür. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte başlar onların günü. Bir çöp konteynerinin başında yiyecek arayan bir köpek, soğuktan korunmak için bir apartman boşluğuna sığınan kedi, bir lokma ekmek uğruna insanın merhametine muhtaç yüzlerce can.
Onların ne makamı var ne de kapısını çalabilecekleri bir devlet dairesi. Ne dertlerini anlatabilecekleri bir dilleri var ne de haklarını arayabilecekleri bir kürsüleri. Sadece yaşamaya çalışıyorlar. Hem de çoğu zaman insanın acımasızlığıyla mücadele ederek. Bir yanda hayvan sevgisinden söz edenler, diğer yanda bir kap suyu çok görenler. Bir yanda merhamet nutukları atanlar, diğer yanda savunmasız bir cana eziyet edenler.
Aylardan temmuz tam ortasındayız yaz ayının. Kuzey Egede bir sitede yazımı geçiriyorum. Kader ağlarını örüyor ve beni minik bir dilsiz canlıyla karşılaştırıyor. Bir barakanın köşesinde anne ve yavruları korkulu gözlerle bana bakıyor. Anne tedirgin yavrular henüz daha........
