menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Futbol mu izliyoruz tiyatro mu?

7 0
monday

Süper lig 30. hafta itibariyle artık düşme potasında 6 takım ciddi olarak mücadele veriyor. Antalyaspor’un Konyaspor karşısında 2-0 kaybı, Eyüpspor 2-1 Karagümrük sonucunda, kalan fikstüre baktığımızda bu 2 takımın düşmesi kesinleşti gibi. Tabi ki matematiksel ihtimaller var. Ancak İFAB kurallarında olmayan (!) aklımızın kabul etmediği bunca skandal hakem kararını görünce… Bu kadar futbol, bu kadar mücadele neden acaba da diyor insan ister istemez.

Fenerbahçe kendi sahasında Rizespor’a karşı göze dokunur bir futbol üretemezken, bir anda hakemin GÖRDÜĞÜ halde kararları tam tersi şekilde vermesiyle oyun gidişatı değişti. İlk yarıda aynı pozisyon (!) Rizespor lehine ne bir uyarı ne de bir izleme tavsiyesi yokken, ikinci yarıda Rizesporun yediği kırmızı kart sonrası Fenerbahçe lehine aynı pozisyon (!) 5 dakika süren bir VAR izlemesi sonrası penaltı ile skoru almayı bildi. Son dakikalarda kontrolünü tamamen yitiren hakem OLMAYAN faulü Rizespor’a verirken, Fenerbahçe için bu sezon adeta travma haline gelen ve 4. Kez tekrar edilen son saniye golünü yedi (üstelik golü atan Modibo Sagnan Süper ligdeki ilk golünü atmış oldu). Ederson’a yakışmayan bir amatörlükte yenen bu gol ile Fenerbahçe çok sert özeleştiriyi yapmak zorunda artık.

Gelecek sezon ilk 4 takımımıza ek olarak Ziraat Türkiye Kupası şampiyonu da Avrupa kupalarına katılım bileti almış olacak. Bu yüzden ilk 4 mücadelesi de son derece kıymetli. Fecaat hakem kararları ile skora etki eden bir diğer maçta, 1-1 eşitlikle sonuçlanan Kocaelispor ve Göztepe arasındaki müsabaka oldu. Oyuncularımız, hocalarımızın emekleri reyting uğruna kurban ediliyor resmen.

Şampiyonluk yarışının önemli maçlarından bir diğeri Galatasaray - Gençlerbirliği… Artık hangi cümleyi kuracağımızı, konuşacağımızı şaşırıyoruz. İstemedikleri skora müdahale etmek için kitabına uydurma gereksinimi bile duymuyorlar. Gözümüze sokarak nizami golü iptal edebiliyorlar! Kendi sahasında pozisyon üretmeyi bırakın topa sahip olamayan bir takımı basit 2 pozisyonla oyuna sokuyorlar! Ve biz buna yarış, mücadele, ruh, heyecan, başarı diyeceğiz öyle mi?

Samsunspor, daha az topla oynarken daha yüksek verim ve çok şık 2 golle futbolunu konuştururken, Beşiktaş topun hakimi olsa da tehdit oluşturamadı. Modern futbolda artık “topa sahip olma” değil, “pozisyon kalitesi (xG mantığı)” belirleyici. Samsunspor-Beşiktaş maçı tam olarak bunun örneği oldu. Sergen hocanın kalitesi ve futbol bilgisine bakınca şaşırtsa da Beşiktaş adına alarm veren noktalar var; Oyun planı eksikliği, oldukça düşük tempo, rakip kapandığında çözüm üretme sorunu. Samsunspor adına övmemiz gerekenler ise oyun disiplininden taviz vermemeleri, doğru oyun planları ve çoğu takımda kalmayan iç saha enerjisi.

Şampiyonluk potasında olan Trabzon ise Başakşehir karşısında iyi bir ilk yarı geçirdi. Karşılıklı net pozisyonlar olsa da hata yapmadılar. Hakemin VAR teması ve anlık bilgilendirmeleri iç rahatlatıcı oldu. Diğer maçlarda gördüğümüz gibi, pozisyondan dakikalar sonra değil anında aksiyon aldı hakem oyun genelinde. İsteyince olabiliyormuş dedirtti! İkinci yarı ise basit pozisyonlarda penaltı aramayı bırakınca Trabzonspor, 73. Dakikada güzel bir gol ile öne geçti. Yüksek derece istekli ve tempolu oyununu sürdürse de son dakika golünü atan Başakşehir, beraberliği yakalayarak maçı bitirmesini ve 1 puan almasını bildi bu zorlu deplasmanda.

Türkiye Futbol Federasyonu, sezonun kalan bölümlerine yetişemeyecek olsa da gelecek sezonlar adına öncelemesi gereken hususlar aşikâr. Hakem eğitimleri ve kalitesi, statların zemin sorunları, altyapı ve akademiler, sürdürülebilir gelir modelleri gibi. Bu kadar elzem ve sonuca direkt etkenler varken uğraşılanlar işler inanılmaz.

Futbola dışardan müdahale etmek isteyen aktörlere tavsiyem; hangi takımın şampiyon olacağına, son düzlükte yarışı kızıştırarak değil, futbolun kalitesi ve katma değerini artırmak için kafa yormalarıdır. Bu ısrarlı maç sonuçlarına müdahale etme, mücadeleyi kızıştırma düşüncesi ile “ligin daha izlenir ve heyecanlı olacağı” gibi anlamsız varsayımlardan vazgeçmeleri gerekiyor. Rekabet doğal şartlarda heyecan verir, zorla rekabete sürüklemek öfkeyi ve güveni sarsar.

Bu ligi izleyecek kimseyi bulamayacağımız gibi, global arenada olumsuz sonuçları hep birlikte iliklerimize kadar yaşayacağız.

Futbol, Türkiye’nin açık ara 1 numaralı sporu. Kadınlar basketbolda “şampiyonlar ligi finali” oynandı Fenerbahçe ve Galatasaray arasında. Voleybolda ise Vakıfbank ve Fenerbahçe final oynadı ama gündem dahi olamadıkları bir gerçek maalesef. İlgi yüksekliği ve büyük ekonomisiyle futbol hep göz önünde. Yetkiyi elinde tutan herkes başka bir plan, programa girişiyor. Günümüz ekonomisinde yarışmaya çalıştığımız Avrupa seviyesine gelmeyi bırakın, karşımızda korkunç ekonomik tablolara sahip takımlarımızla baş başa kalacağız!

2026 Dünya kupası! Milli Takımımız için heyecanlanırken, mali raporunu açıklayan her bir güzide kulübümüz bizi ürkütüyor. Mali tablolar yönetilemez alanlara giderken marka değeri yükseltmiyor, düşürüyoruz hep birlikte. Yapısal değişiklikler ile adil yönetilen bir zemini uygulamak zorundayız. Ekonomik getirisi günden güne düşen ligimizde, kulüplerimizi sadece adil bir yönetimle katma değer oluşturarak ayakta tutabiliriz.

Süper Lige yükselmeyi garantileyen Erzurumspor’u tebrik ederim. Mevsim şartları dolayısıyla lig için oldukça zorlayıcı bir deplasman olacaktır. Başarılar diliyorum.


© Yeniçağ