“EYVAH SAVAŞ BİTMEDİ; ALTIN ÇÖKECEK” DİYENLERE CEVAP…
Çünkü bu bir barış anlaşması değil; bu bir ateşkes ve müzakere süreci.
Doğal olarak her iki taraf da bir poker oyuncusu gibi elini yüksek tutuyor.
Masada diplomasi konuşulurken, sahada ve söylemde güç gösterisi devam ediyor.
Bir yandan da bu sürecin her iki taraf için de kamuoylarını ikna süreci olduğunu unutmayalım.
Elbette vatandaşlarına “biz yenilmedik, güçlüyüz. Ama karşı tarafa acıdığımız için barışıyoruz” hikayesini anlatacaklar.
Doğal olarak Trump sert bir üslupla konuşacak, Tahran’dan da sert cevaplar gelmeye devam edecek.
Meselenin özüyse: Bu bir kopuş değil, bu bir pazarlık masası.
Taraflar hala masada, herkes kartlarını saklıyor, blöf yapıyor, bazen sesi yükseltiyor ve karşı tarafı geri adım atmaya zorluyor.
Şimdi gelelim işin bizi ilgilendiren tarafına: “Piyasalar bu oyunu nasıl okuyor?” meselesine…
Burada bilinmesi gereken en önemli konu, piyasaların neye nasıl tepki verdiği meselesidir.
Öncelikle şunu söyleyeyim; piyasalar savaşı değil, belirsizliği fiyatlar.
Şu an ortada ne tam bir savaş var ne de net bir barış. İşte bu yüzden herkes beklemede.
Altın konusuna gelince; evet normalde bu kadar jeopolitik riskin karşılığında altın yukarı gider ama bu bakış biraz ezberdir.
Altın şu an hasar tespiti yapıyor.
O nedenle de bir hareket yapmadan önce beklemeyi tercih ediyor.
Ve tabi ki bir yandan da bunun bir barış değil müzakere süreci olduğunu en iyi altın okuyor.
Evet ateşkes değil de bir barış anlaşması olsaydı, tepkiler çok daha sert olabilirdi ama tekrar ediyorum, bu bir barış değil, bir müzakere süreci.
Altını durduran bir başka mevzu ise elbette FED faiz meselesi.
Bu konuyla ilgili tezlerden en bilineni;
“Savaş devam ederse petrol ve maliyetler yükselecek, bunun da ciddi bir enflasyon etkisi olacak. Tablo böyle olduğunda FED bırakın faiz indirmeyi, faiz artırmak zorunda kalacak. Faiz artışı ise altında satış baskısı, yani düşüş getirecek.”
Evet, klasik görüş bu. Ancak ben bu tarafta değilim.
Unutmayın, bu klasik görüş yakın tarihte defalarca çöktü.
FED ve diğer merkez bankaları faiz artırırsa bile altın yükselişine devam etti
Peki ama neden? Cevap basit: Stagflasyon riski.
Evet, normalde faiz artarsa altın düşer. Ama stagflasyonda bu kural çalışmaz.
Çünkü yatırımcı artık şunu sorgulamaya başlar: “Faiz var ama güven yoksa ve büyük bir kriz yaklaşıyorsa ne olacak?”
Aklı başında herkes bilir ki işsizlik ve büyük krizler FED gibi bankaları bile günün sonunda enflasyona rağmen öyle ya da böyle faiz indirimlerine zorlar.
O nedenle yatırımcılar enflasyona ve krize karşı kendilerini korumak için altına yüklenmeye başlar.
Tüm bunların eşittiri: Faiz yüksek olsa da altın keskin bir şekilde yükselmeye devam eder.
Geçmişteki tüm faiz artırımı süreçlerine ve sonrasındaki altın hareketlerine bakın, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.
Bir başka mesele ise elbette merkez bankalarının rezerv davranışı.
Son yıllarda başta Çin, Rusya ve Hindistan olmak üzere birçok ülkenin merkez bankaları çok agresif şekilde altın biriktiriyor.
Ve bu durum değişmedi; aksine ABD-İran savaşı ile daha da agresifleşti.
Çünkü bu ülkeler giderek daha yüksek sesle şunu söylüyor: “ABD’ye güvenmiyorum. Rezervleri sadece dolara bağlı tutmak riskine de girmek istemiyorum.”
Bu bakış açısı merkez bankalarını alternatif arayışına itiyor. Ve o alternatifin adı yine Altın.
Altın burada sadece bir emtia değil; bir güven unsuru, bir bağımsızlık aracı, bir rezerv sigortası.
O nedenle bugün yaşanan ABD-İran gerilimi de tam olarak bu etkiyi yaratıyor.
Güven erozyonu derinleşiyor. Ve bu erozyon, merkez bankalarının altına yönelmesini daha da güçlendiriyor.
Bu arada bu ülkeler sadece altın biriktirmiyor.
Alternatif ödeme sistemleri, yerel para birimleriyle ticarete çare arıyor. Para birimlerini uluslararası arenada güçlendirmeye çalışıyor.
Yani aslında yeni bir finansal mimarinin temelleri atılıyor. Bunun ise tek bir yolu var; bütün dünyanın güvendiği ve bağımsızlığı tarih boyunca ispatlanmış altın rezervlerini güçlendirmek.
Anlayacağınız altın artık sadece güvenli liman değil, aynı zamanda sistem değişimlerinin de ana aktörlerinden biri.
Sonuç olarak; bugünkü altın fiyatını sadece faizle ya da sadece savaşla açıklamak eksik kalır. Burada çok daha büyük bir hikâye yazılıyor.
Evet bugün piyasalar hâlâ beklemede olabilir. Altın hâlâ yatay görünebilir. Ama bu sizi yanıltmasın.
Çünkü perde arkasında üç büyük dalga birleşiyor:
Dolar sistemine alternatif arayışı
Bu üçü bir araya gelirse… Altın sadece yükselmez, yeni bir dönemin merkezi haline gelir.
Ve o noktada mesele fiyat olmaz. Mesele: Yeni bir parasal denge hikayesi olur…
