menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aşk, ihtiras ve acının gösterisi: La Bayadere

41 0
24.09.2026

Dün akşam YENİÇAĞ Gazetesi adına La Bayadere balesindeydim. İtiraf edeyim; aşkın, ihanetin, kıskançlığın ve intikamın birbirine karıştığı böylesine ağır bir hikâyeyi tek kelime konuşmadan, yalnızca dansla bu kadar net anlatabilmelerine hayran kaldım.

Hikâyenin merkezinde tapınak tanrıçası Nikiya var. Savaşçı Solor’la birbirlerine sırılsıklam âşıklar. Ancak bu tutkulu ilişkinin ortasına çok geçmeden yüksek rütbeli bir evlilik planı, kıskançlık ve iktidar hırsı giriyor.

Solor’un başka biriyle evlendirilmek istenmesiyle birlikte aşkın yerini entrika alıyor; Nikiya’nın başına gelenler ise hikâyeyi trajediye dönüştürüyor.

Bütün bunları anlatmanın yolu ise tek bir kelimeden bile geçmiyor. Bir bakış, başın hafifçe çevrilmesi, geri çekilen bir adım ya da bir dansçının karşısındakine uzattığı el… Duygunun ne olduğunu anlamak için kimsenin bize açıklama yapmasına ihtiyaç kalmıyor. Hatta bazı anlarda insan, günlük hayatta kurduğumuz uzun cümlelerin neden bu kadar fazla olduğunu düşünüyor. Meğer bir insanın ne hissettiğini anlatmak için bazen tek bir bakış ve doğru bir hareket yetiyormuş.

Üstelik sahnede gördüğümüz o hafiflik, gerçekte hiç de hafif bir iş değil. Dansçıların birkaç saniyede gerçekleştirdiği hareketler, seyircinin gözünde neredeyse kendiliğinden oluyormuş gibi görünüyor. Oysa parmak ucunda yükselmek, dengede kalmak, partnerini taşımak, aynı anda onlarca dansçıyla kusursuz bir senkron içinde........

© Yeniçağ