menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rekabet’in soruşturması ve bankacılığın çürüyen düzeni

58 0
28.02.2026

Rekabet Kurumu, aralarında 8 büyük bankanın da bulunduğu toplam 22 finans kuruluşu hakkında soruşturma başlattı. Konu başlığı teknik görünüyor: personel hakları, ücret politikaları, yemek bedelleri ve çalışan transferleri.

Kamuoyuna uzak bir başlık olabilir. Ancak son 15 yıldır bankacılık ve finans sektöründe çalışanların sorunlarını yazan biri olarak bu gelişmeye şaşırmadım. Aksine, geç kalınmış bir adım olarak görüyorum.

Sabah Gazetesi yazarı Dilek Güngör sektördeki tabloyu “köle pazarı” ifadesiyle tanımladı. Kelime ağır. Ama sahadan gelen veriler, çalışanların yaşadıkları ve yıllardır yazdıklarımız düşünüldüğünde bu benzetmenin bütünüyle haksız olduğunu söylemek de kolay değil.

2012’den beri değişmeyen tablo

Bankacılık sektöründe çalışanlara yönelik baskı, mobbing ve düşük ücret politikalarını ilk kez 2012’de kaleme aldım. Aradan geçen yıllarda kısmi iyileşmeler oldu; ancak yapısal sorunlar devam ediyor.

En kritik mesele şu: Bankacılık, sanıldığı gibi “taşınabilir” bir meslek değil.

Bir terzi işten ayrıldığında kendi dükkanını açabilir. Bir lastik ustası yıllar içinde kendi işletmesini kurabilir. Beyaz eşya teknisyeni kendi işini yapabilir. Ama bankacı sektörden koptuğu anda çoğu zaman işsiz kalıyor. Çünkü bankacılık, kurum dışına taşınabilir bir üretim pratiği sunmuyor.

Peki bunca banka varken neden işsiz kalıyorlar?

Sektörde uzun yıllardır konuşulan ama açıkça telaffuz edilmeyen bir gerçek var: Bankalar arasında “centilmenlik” adı altında uygulanan fiili bir geçiş engeli. İşten çıkarılan ya da istifa eden bir çalışan, başka bir bankada kolayca iş bulamıyor. Referans mekanizması, fiilen bir kontrol aracına dönüşmüş durumda. Gerekçe ise basit: “Müşteriyi beraberinde götürmesin.”

Bu yapı, son 10 yılda on binlerce........

© Yeniçağ