Ülkücülerden evliya olur mu?
Milli birlik ve beraberliğimize en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde aklıma ilk tutuklandığım günler geldi.
19 Kasım 1980 yılında sıkıyönetim mahkemesi tarafından tutuklanıp Buca Cezaevi’nin eski bölümündeki dördüncü koğuşa konulduk.
Aslında Buca Cezaevi’nin içi bana yabancıydı ama dışarısı yabancı değildi. Çünkü cezaevinin yaklaşık bir kilometre yukarısı benim mahallemdi.
Tutuklandığımda henüz 16 yaşındaydım.
Bugün Buca Cezaevi yıkıldı; bulunduğu yer şu anda boş bir arsa olarak muhafaza ediliyor.
Bugün Buca Cezaevi artık yok. Yıkıldı. Yerinde şimdi boş bir arsa duruyor. Ama o günlerin hatırası hâlâ orada, toprağın altında bir yerlerde yaşıyor gibi…
Çocukluğumda cezaevinin etrafı bomboş arazilerdi. İncir ağaçlarıyla doluydu. İncir zamanı incir toplar, dut zamanı dut yemeye giderdik. Arka taraftaki açık cezaevinin futbol sahasında top oynardık.
Cezaevi bizim için korkulan bir yer değil, çocukluğumuzun oyun alanlarından biriydi.
Yıllar geçmeden o oyun yerinin içine gireceğimi ise hiç düşünmemiştim.
Şimdi ise o duvarların içindeydim.
Sanki görünmez bir tuzak kurulmuştu ve ben fark etmeden içine düşmüştüm.
Çocukluğumda, okul çıkışlarında ailem beni yıkık Kemer Camii’ndeki Kur’an kursuna gönderirdi. Caminin imamı sosyal yönü güçlü, Türk milliyetçisi bir hocaydı. Bize çok yakın davranır, adeta bir abi gibi ilgilenirdi. Bu yüzden hocayı çok sever, vaktimizin çoğunu camide geçirirdik. Özellikle vakit namazlarını genelde camide kılmaya çalışırdık.
Tutuklandığım döneme kadar kaçırdığım namaz sayısı çok azdı. Namaz kılmayı da seviyordum.
Sadece emniyette kaldığım ve Gaffar Okan tarafından sorgulandığımız 36 gün hariç, pek kaza namazım da yoktu.
Tutuklanıp koğuşa konulduktan sonra da namaz kılmaya devam ettim.
Eski bölümün dördüncü koğuşu, eskiden müşahede olarak kullanılan odalardan oluşuyordu. Odalarda üç katlı ranzalar vardı. Ben ikinci kattaki bir odanın en üst yatağında kalıyordum.
Ranzama oturduğumda tel örgülerin ötesinde mahallemi görebiliyordum. Ama mesafe uzaktı ve bizim ev biraz çukurda kaldığı için annemle babamın yaşadığı evi görmem mümkün değildi.
Bir gün yine ikindi namazını kıldıktan sonra yatağıma oturdum. Mahalleye doğru bakarak düşünmeye başladım.
Fakat o da ne… Bir anda annemi merdivenlere çıkarken görmeye başladım! Babam bahçedeki çeşmede........
