Çok zenginmişiz çok...
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 2025 yılı büyüme rakamlarını yorumlamış ve ekonominin 2025 yılının son çeyreğinde yıllık yüzde 3,4, çeyreklik yüzde 0,4 büyüdüğünü, 2025 yıl geneli büyümesinin yüzde 3,6 olduğunu hatırlatarak "Milli gelir 1,6 trilyon dolara, kişi başına gelir ise 18.040 dolara yükseldi. Kalıcı refah artışı hedefimiz için kritik bir eşik olan yüksek gelirli ülkeler grubuna 2025 yılında dâhil olduğumuzu öngörüyoruz.” demiş...
Millet, duyduk duymadık demeyin bakın kulaklarınızdan resmen dolar fışkırıyor, kolay mı kişi başı 18 bin dolar düşüyormuş...
Doğrusunu söylemek gerekirse ben böyle bir zenginleşme falan hissetmiyorum ama merak ediyorum aranızda böyle bir zenginleşmeyi hisseden var mı?
Şaka maka derken bu iş bana Nasrettin Hocanın o meşhur fıkrasını anımsattı:
Bir gün Nasreddin Hoca’nın canı ciğer ister. Çarşıdan bir kilo ciğer alıp eve gelir ve eşine:
- “Hanım, şunu güzelce pişir de akşam yiyelim.” der.
Hocanın hanımı ciğeri pişirir, konu komşu ile oturur afiyetle yer.
Akşam olunca hocayla sofraya otururlar ama ortada ciğer yoktur. Hoca sorar:
- “Hanım, hani ciğer?”
Eşi biraz sıkılarak cevap verir:
Hoca hiçbir şey demeden kediyi tutar, teraziyi getirir ve kediyi tartar. Kedi de tam bir kilo gelir, alınan ciğer de bir kilodur.
Bunun üzerine Hoca eşine dönerek şöyle der:
- “Hanım, eğer bu kedi ise ciğer nerede? Eğer bu ciğer ise kedi nerede?”
Bende buradan Mehmet Şimşek’e soruyorum:
Kişi başına gelir ise 18 bin dolara yükseldiyse bunca yoksulluk ne?
Bunca yoksulluk varsa kişi başına gelir nasıl 18 bin dolara yükseldi?
Hepimize inanılmaz gelen bu tuhaf zenginleşme hikayesinin arkasında ne var biliyor musunuz?
Cevabı kestirmeden vereyim: Enflasyonu yanlış ölçmek var
Her ay enflasyon oranları açıklandığında hepimizi şaşırtan ve bu nasıl oluyor dedirten hesaplamalar görüyoruz değil mi?
Malum ENAG ve TÜİK Şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı ve aynı tuhaf veriler gene karşımıza çıktı, bu veriler şöyle:
ENAG verilerine göre Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE), Şubat 2026 döneminde % 4,01 oranında artış göstermiştir. E-TÜFE endeksinin son 12 aylık artış oranı % 54,14 olarak gerçekleşmiş.
TÜİK’e göre ise Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık % 31,53 arttı, aylık % 2,96 artmış.
Aynı olayı ölçüp bu kadar farklı iki sonuç elde etmek nasıl mümkün oluyor doğrusu çok merak ediyorum.
Eğer enflasyonu doğru ölçmez ve kurların gerçek enflasyona paralel hareket etmesine izin vermezseniz hem büyümeyi, hem yerel para cinsinden ve hem de döviz cinsinden kişi başına düşen geliri de doğru tespit edemezsiniz! Çünkü elinizdeki nominal seviyeyi gerçek enflasyondan arındıramazsanız yalancı bir büyüme, gerçek dışı bir seviye elde edersiniz, bunu gerçek gibi anlatırsanız da çok komik bir duruma düşersiniz.
Sonuç olarak şunu söylemem gerek, Türkiye’de Mehmet Şimşek tarafından anlatılan bu zenginleşme hikayesinin arkasındaki gerçek; enflasyonun doğru ölçülmemesi ve kurların doğru seviyede olmamasıdır.
