menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halk Anlatı Geleneğine Gönül Verenlerden İsmet Alpaslan ve Ağrı Efsaneleri

19 0
02.04.2026

Tez gibi, proje gibi bir zorunluluk gereği yapılan alan araştırmalarına bağlı olmaksızın, tamamen amatör ruhla, gönül vererek yapılan masal, efsane gibi halk anlatılarının derlenmesi ve unutulmasını önleyip kayıt altına alınmasını ve bu işi yapan Hikmet Turhan Dağlıoğlu, Yusuf Ziya Demircioğlu, Nuri Taner, Cavit Aker, Mustafa Gökçeoğlu, Hüseyin Cılga, Ferruh Arsenel, Yaşar Ürük, Selami M.Yurdatap, Oğuz Yorgancıoğlu, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Hasan Barışcan ve İsmet Alpaslan gibi halk bilimi araştırmacılarını yürekten kutluyor, vefat edenlerin ruhu şad olsun diyor, hayatta olanlara sağlıklar diliyorum.

Efsane ya da söylene yıllarca gerçekten olmuş gibi kuşaktan kuşağa aktarılan öykülerdir. Söylencelerde anlatılan olaylar bazen gerçeküstü olabilir, ama çoğunlukla gerçek olaylara ve gerçekten yaşamış kişilere dayanır. Bu öykülerin çoğu kahramanca işler yapmış kişilerle ilgilidir. Söylenceler bir bölge ya da halkın kültüründe önemli yer tutar.

Halk imgesinden doğan efsaneler, ağızdan ağıza dolaşır ve konusu genellikle olağanüstü nitelikte olan ün salmış öykülerdir. Efsanelerde, manevi olgunluğa ve inanca bağlı olarak yaşanan kişilik ya da kavramlar, olaylar içinde olağanüstü bir güçle sergilenir. Bu tip olguları işleyen Ağrı Efsanelerini ve Manisa’nın Demirci ilçesi efsanelerini köy köy mezra mezra dolaşıp halk ağzından derleyip çeşitli kitap ve dergilerden bulup buluşturup kitaplaştıran İsmet Alpaslan’ı bu büyük emeği için yürekten kutluyorum.

Topluma ve zamana göre değişmeyen bazı değerlere önem verilen, insanları doğruluktan ayrılmamaya özendiren, iki yüzlü, kibirli, sahtekâr insanlara ödün vermeyen, insanlara ders verme amacını ana ilke olarak gören efsanelerde: Dünyanın yaratılışı ve sonu, savaşlar ve felaketler, seçkin kişiler, olağanüstü varlıklar ve güçler, mitolojik hayvanlar ve bitkiler, dini kahramanlar özenle işlenmiştir.

“Ağrı Dağı’nın özel fiziki yapısının yanında çeşitli dini inanış ve efsanelere konu olma özelliği de vardır. İnanışlar Hz. Adem’den Nuh Peygambere hatta günümüze kadar uzanır. Denilebilir ki, yeryüzünde insan zihnini en çok kurcalayan coğrafi yer Ağrı Dağı olmuştur.” diyen İsmet Alpaslan, Ağrı Efsaneleri’nin ön sözünde: “Anadolu’nun pek çok yeri gibi Ağrı da baştan başa efsane doludur. Her dağın her tepenin, her göl ve akarsuyun, her yerleşim yerinin ve her velinin mutlaka bir hikâyesi vardır. Halk zamanla bunları anlata anlata, söylemek istediklerini efsaneyle ifade etmiştir. Çünkü her efsanede halk kültüründen, yaşayış biçiminden, inançlarından, kısacası halkın hayat felsefesinden izler mevcuttur.” Demektedir.

Ağrılı eğitimci ve halk bilimi araştırmacısı İsmet Alpaslan’ın Ağrı Efsaneleri kitabında, Ağrı denince akla ilk gelen Ağrı Dağı ile ilgili efsanelerin çokluğu ve çeşitliliği dikkat çekmektedir. Kitapta Ağrı Dağı ile ilgili 17 efsaneyi incelediğimizde özdeki benzerliklerin öne çıktığı görülür.

Ağrı üzerine Efsaneler denince, ilk akla gelenler de Ağrı Dağı Efsaneleri olunca ve çoğunun kaynağı bazı dergi ve kitaplar olarak gösterilince biraz daha titiz davranılmalı, Ağrı Efsaneleri üzerine en iyi anlatılardan olan Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’nun 101 Anadolu Efsanesi kitabındaki “Büyük Ağrı, Küçük Ağrı ve Murat Suyu” adlı efsane ile, Mehmet Önder’in Şehirden Şehire Anadolu kitabındaki:

“Ağrı ilimiz adını Ağrı Dağları’ndan alır. Bu dağlara ‘Egri’ Dağları da derler. Doğu Anadolu’da Erzurum-Kars yaylasını Murat havzasından ayıran Karasu-Aras dağlarının doğu ucunda, kartal yuvası gibi dimdik iki dağ: Büyük Ağrı, Küçük Ağrı. Bu iki dağ için çeşitli efsaneler söylenegelmiş, bunlar kutsal kitaplara kadar girmiştir.

Biri küçük, diğeri büyük iki kız kardeş, hanım hanımcık gül gibi geçiip gidecekleri yerde, ha bre, saçsaça-baş başa döğüşür, döğüşmedikleri zaman da ağız dalaşı yaparlarmış. Aylar, yıllar kavga, döğüşle geçmiş. El ağrısı geçer ama, dil ağrısı geçmez. Gönül sırçası artık çatlamış, tamir görmez.

Bir gün birlikte, odun toplamaya gitmişler. Yolda, bir birlerine söylemedik söz bırakmamışlar. Odunlar toplanmış, çeneler yine kapanmamış. Demetleri yüklemişler, hâlâ ağız dalaşı. Küçük kız, “Belim ağrıdı” demiş, büyük tutturmuş, “Gözün ağrısın!” diye ilenince açmış ağzını, yummuş gözünü. Küçük kızın sabırcığı tükenmiş, yürekten bir “ah!”çekerek başlamış kötü duaya:

Senin gibi ablam olacağına olmaz olsun. Dağ olasın, taş olasın, uzun uzun kış olasın!. Belindeki ağrı adın, seller, yağmurlar muradın olsun!

Ablacığı durur mu? O da bırakıvermiş odunu yere, vermiş veriştirmiş:

-Senin gibi kardeşim olacağına taş olsun!. Saçların çayır, eteklerin bayır olsun! Başın dilin gibi sivri, yamacın boynun gibi eğri, adın da benim gibi Ağrı olsun.

Derken bir gürültü kopmuş, bir toz bulutu kaplamış otalığı. Biraz sonra yaylada, iki yüce dağ sivrilmiş. Biri Küçük Ağrı, diğeri Büyük Ağrı.

İki geçimsiz kız kardeş, çetin, hırçın iki dağ.

El yarası geçer ama dil yarası geçmez. Bazen dil yarasının ağrısı böyle taşlaşır, koca bir dağ olur. Bu ağrı, her babayiğidin sineye çekeceği ağrı değil, Ağrı’dan da büyük ağrı... İşte şairin: ‘Ağrı gibi düştün içime Ağrı’ dediği Ağrı dağlarının efsanesi.” biçiminde anlatılan “Ağrı” adlı efsaneleri de kitapta yer almalı idi.

Bazı kentlerin adı anılınca hemen o kent folkloru ile özümsenmiş bazı adlar akla gelir. Sivas denince; İhsan Hınçer, İbrahim Aslanoğlu, Konya denince, Feyzi Halıcı, Mehmet Önder, Saim Sakaoğlu, Yalova denince Nuri Taner, Çukurova denince Erman Artun, Tokat denince Halis Cinlioğlu, Erzincan denilince Bayram Kara, Afyon Karahisar denince İrfan Ünver Nasrattınoğlu akla geldiği gibi Ağrı denince de İsmet Alpaslan akla gelmektedir.

İsmet Alpaslan Ağrı folklorunun bütün yönleriyle ilgilenmiş, Ağrı Efsaneleri dışında; Anadolu’nun Giriş Kapısı Ağrı, Şiirimizde Ağrı, Her Yönüyle Ağrı, Cumhuriyetimizin 75. Yılında Ağrı, Atatürk Yılında Ağrı, Ağrılı Şair ve Yazarlar, Ağrı Üzerine Şiirler gibi kent kültürünü yansıtan kitapları yanında Elveda Demokrasi ve Üç Otuz Altı adlı iki de şiir kitabı yayınlamıştır. İsmet Alpaslan’ın Ağrı dışında Manisa’nın Demirci ilçesiyle ilgili kaleme aldığı “Demirci Efsaneleri” adlı kitabı da dikkatimizi çeken önemli kitaplardan biridir.

“Demirci efsaneler diyarıdır” ve “Demirci köyleri Türk-İslâm medeniyetinin en önemli simgesi alperenlerin türbesiyle dolu. Bu evliya ve erenlerin her birinin bambaşka efsanesi var.” diyen İsmet Alpaslan; kitapta efsane konusunda açıklayıcı bilgiler vermekte, sahadan derlediği efsanelerden bir kısmını kitapta yayınlarken, Ege Üniversitesi tarafından kapsamlı bir derleme yapıldığını ve halen üzerinde hiç çalışılmayan bu malzemenin Ege Üniversitesinde bulunduğunu da haber vermektedir.


© Yeniçağ