menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Merkez Siyaset Efsanesi ve Türkiye’nin Gerçekleri

10 0
01.03.2026

Türkiye’de siyaset uzun yıllardır yanlış kavramlarla analiz ediliyor. Bunların başında da “merkez siyaset” tanımı geliyor. Batı’dan ithal edilen bu kavram, Türkiye’nin sosyolojik gerçekliğini açıklamakta yetersiz kalmakla kalmıyor, aynı zamanda gerçeği perdeleyen bir işlev de görüyor.

Avrupa’da merkez siyaset, ideolojik aidiyetleri zayıf, daha pragmatik ve daha teknik tercihler yapan seçmen kitlesini ifade eder. Bu seçmen kendisini çoğunlukla liberal, merkez sağ veya merkez sol olarak tanımlar. Ancak Türkiye’de durum tamamen farklıdır.

Türkiye’de seçmen kendisini ideolojik olarak değil, kimlik üzerinden tanımlar.

Yapılan anketlere baktığınızda seçmenin kendisini;

olarak tarif ettiğini görürsünüz.

Buna karşılık kendisini “merkez sağ liberal” veya “ideolojisiz merkez seçmen” olarak tarif eden kitlenin oranı son derece sınırlıdır.

Bu gerçek bile tek başına Türkiye’de Batı tipi merkez siyaset anlayışının güçlü bir karşılığı olmadığını göstermeye yeterlidir.

İYİ Parti seçmeni gerçeği ortaya koydu

Bu gerçeği en net ortaya koyan örneklerden biri İYİ Parti seçmeni üzerine yapılan analizlerdir.

Son dönemde yayınlanan anketlerde İYİ Parti seçmeninin kendisini tarif etme biçimi incelendiğinde ortaya çıkan tablo son derece nettir.

İYİ Parti seçmeninin ezici çoğunluğu kendisini;

olarak tanımlamaktadır.

Klasik anlamda tarif edilen merkez liberal sağ seçmen oranı ise yaklaşık %2 civarındadır.

Bu, Türkiye’de siyasetin merkezinin milliyetçilikten bağımsız bir alan olmadığını açıkça göstermektedir.

Yıllardır bazı çevreler milliyetçiliği marjinal bir alan gibi göstermeye çalıştı. Oysa gerçek bunun tam tersidir.

Türkiye’de siyasetin merkezinde millî kimlik vardır.

Demirel gerçeği: Etiket başka, sosyoloji başka

Bir örnek verecek olursak mesela ben rahmetli Süleyman Demirel’i öldükten sonra daha çok inceleyen ve sempati duyan biriyim ama bu sempatim onun merkez sahada olmasına yönelik değildir Anadolu’yu kalkındırmak ve Türk Milliyetçiliği’ine yaptığı Türk dünyasındaki hizmetleri gördükçe bu duygum gelişti her ne kadar kendisinin merkez sahada tarif etse de katıksız bir Türk Milliyetçi olmasından dolayı ona saygın ve sevgim artmıştır.

Demirel’in siyaseti incelendiğinde görülen gerçek şudur:

Demirel, Batı’daki anlamıyla kimliksiz bir merkez siyasetçi değildir. O, bu milletin içinden çıkmış, bu milletin kalkınmasını esas almış ve devlet refleksini hiçbir zaman kaybetmemiş bir liderdir.

Anadolu’nun sanayileşmesi, barajlar, altyapı yatırımları ve Türk dünyasıyla kurulan ilişkiler, onun siyasetinin temel motivasyonunun millî perspektif olduğunu göstermektedir.

Bu gerçek bize şunu anlatır:

Türkiye’de merkez sağ olarak tarif edilen gelenek, aslında millî refleksin siyasi formudur.

Asıl çelişki: Siyasal İslamın merkez sağ diye sunulması

Bugün Türkiye’de asıl çarpıklık, siyasal İslam geleneğinden gelen bir siyasi hareketin hâlâ merkez sağ olarak sunulmaya çalışılmasıdır.

Oysa merkez sağ dediğiniz gelenek;

devletle kavga etmez,

Cumhuriyetle hesaplaşmaz,

millî kimliği tartışma konusu yapmaz.

Demokrat Parti, Adalet Partisi ve ANAP bu geleneğin temsilcileriydi.

Bu partiler Cumhuriyetin alternatifi değil, Cumhuriyetin içinde siyaset yapan partilerdi.

Bugün ise Türkiye’de seçmen davranışı açık bir gerçeği ortaya koymaktadır:

Bu millet ideolojik etiketlere değil, millî duruşa bakmaktadır.

Türkiye’de Merkez yer değiştirmiştir

Türkiye’de merkez siyaset çökmemiştir.

Merkez siyaset yer değiştirmiştir.

Batı’daki gibi kimliksiz bir merkez Türkiye’de hiçbir zaman olmadı.

Cumhuriyet bilincidir.

Millî devlete bağlılıktır.

Bugün Türkiye’de siyasetin merkezinde milliyetçilik vardır.

Bunu kabul etmeyenler ya Türkiye’yi tanımıyor, ya da Türkiye’yi hâlâ Batı’nın gözlüğüyle okumaya devam ediyor.

Türkiye’de merkez, artık tarif edilen bir yer değil; milletin bizzat kendisidir.

Ve bu milletin merkezinde Türk Milliyetçiliği vardır.


© Yeniçağ