menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kutsal Olanın İstismarı: Güç, Çocuk ve Hafıza Üzerine

8 1
05.02.2026

Jeffrey Epstein dosyaları, yalnızca bireysel bir suç anlatısı değildir. Bu dosyalar, gücün denetimsiz kaldığında kutsalı, çocuğu ve toplumsal hafızayı nasıl istismar edebildiğinin karanlık bir arşividir. Çocuk kaçırma ve cinsel istismar iddiaları, artık sayısız tanıklık ve yargı kararıyla kayıt altındadır. Ancak dosyalarda dolaşan ve kamuoyunda yankı bulan bazı anlatımlar-örneğin kutsal mekânlara ait unsurların fetişleştirilerek kullanıldığına dair iddialar (Kabe’nin örtüsünün halıya çevrilmesi) -meseleyi daha derin bir yere taşır: sembolik olanın bilinçli biçimde kirletilmesi.

Bu noktada mesele yalnızca suç değildir. Mesele, suçun hangi zihniyetle mümkün hâle geldiğidir.

Psikolojik Çerçeve: Sınır İhlali, Fetiş ve Yasanın Çöküşü

Psikodinamik açıdan çocuk istismarı, en ağır sınır ihlalidir. Çocuk, henüz kendini koruyacak simgesel donanıma sahip değildir. Bu nedenle istismar yalnız bedene değil, benliğin kuruluşuna yöneliktir. Travma burada anı değil, yapı üretir.

Kutsal sembollerin (örtü, emanet, ritüel) istismar nesnesine dönüştürülmesi ise aynı mekanizmanın genişletilmiş hâlidir. Lacancı çerçevede bu durum, Yasa’nın çöküşü, “Baba’nın Adı”nın işlevsizleşmesi anlamına gelir. Yasa çökerse sınır kalmaz; sınır kalmazsa çocuk savunmasızdır, çocuk savunmasızsa suç organize olur.

Bu nedenle Epstein dosyaları bir........

© Yeniçağ