menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ertelenen Emek Düzeni: Madencinin ve öğretmenin ortak kırılma hattı

5 0
yesterday

Türkiye’de emek meselesi artık “kriz” başlığıyla açıklanamayacak kadar süreklilik kazanmış durumda. Kriz geçici bir durumdur; burada ise kalıcılaşmış bir yapıdan söz ediyoruz. Maden işçisinin geciken maaşı ile sözleşmeli öğretmenin belirsiz statüsü, aynı sistemin iki farklı yüzünü oluşturuyor.

Biri yerin altında üretimin fiziksel yükünü taşıyor, diğeri toplumun zihinsel üretimini. Fakat ikisi de ortak bir noktada buluşuyor: emeğin düzenli, güvenli ve onurlu bir karşılığa dönüşememesi.

Maden işçisi: üretimin bedeli değil, ertelenen hak

Maden işçisinin hikâyesi çoğu zaman “ekonomik sıkışıklık” başlığına indirgenir. Oysa mesele yalnızca finansal değildir. Geciken maaş, aslında geciken hayat demektir.

Bu gecikme artık istisna değil; bazı sektörlerde neredeyse norm haline gelmiştir. İşçi çalışır, üretir, risk alır; fakat karşılık “uygun koşullar oluştuğunda” verilir. Bu ifade, pratikte emeğin belirsizliğe mahkûm edilmesidir.

Burada kritik olan şudur: Hak verilmemesi değil, hakkın zamana yayılması bir yönetim tekniğine dönüşmüştür.

Sözleşmeli öğretmenlik: geleceği kurarken güvencesiz kalmak

Öğretmenlikteki dönüşüm daha sessiz ama aynı derecede........

© Yeniçağ