menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayır riskini almak

15 0
31.07.2026

Türkiye, uzun yıllardır farklı isimlerle anılan çözüm arayışlarına bir yenisini eklemiş durumda. Bugün iktidarın tercih ettiği ifade "barış ve kardeşlik süreci." İçeriği, kapsamı ve nihai hedefleri henüz tam olarak netleşmemiş olsa da, bu sürecin anayasal düzenlemeleri de kapsayabileceği yönündeki değerlendirmeler giderek güçleniyor. Eğer gerçekten Anayasa değişikliği gerektiren bir aşamaya gelinirse ve bu değişiklik referanduma sunulursa, Türkiye yalnızca bir anayasa maddesini değil, aynı zamanda siyasal geleceğini de oylamış olacak.

Meclis aritmetiğine bakıldığında ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Sürece açıktan ve sert biçimde karşı çıkan milletvekili sayısı oldukça sınırlı görünüyor. İktidar blokunun desteği, DEM Parti'nin yaklaşımı ve muhalefetin önemli bir bölümünün doğrudan "barışa karşı" görünmek istememesi, Meclis'te gerekli çoğunluğun bulunabileceği ihtimalini artırıyor.

Ancak Türkiye'de Meclis ile toplumun aynı düşündüğü her zaman söylenemez.

Tam da bu nedenle referandum ihtimali, siyasal açıdan son derece kritik bir dönemeç anlamına geliyor.

Çünkü referandumlar sadece hukuki metinleri değil, aynı zamanda iktidarın siyasi güven tazeleme mekanizmasıdır. Halk "evet" dediğinde yalnızca anayasa değişmez; hükümet de toplumsal meşruiyetini güçlendirmiş olur. Fakat sandıktan "hayır" çıkarsa ortaya çok farklı bir tablo çıkar.

Öncelikle böyle bir sonuç, hükümet açısından ciddi bir siyasi prestij kaybı anlamına gelir.

Çünkü referanduma götürülen her konu, ister istemez iktidarın siyasi projesi hâline gelir. Sandıkta alınacak olumsuz sonuç ise yalnızca anayasa teklifinin reddi olarak kalmaz; aynı zamanda seçmenin iktidarın siyasal yönelişine verdiği bir uyarı olarak okunur.

Türkiye siyasetinde bunun örnekleri az değildir.

Referandumlar çoğu zaman teknik hukuk tartışmalarından ziyade hükümetlere güven oylamasına dönüşür. Seçmen bazen anayasa maddelerini değil, o maddeleri getiren siyasi iradeyi oylamayı tercih eder.

İşte asıl kritik nokta burada başlıyor.

Referandumdan "hayır" çıkması,........

© Yeniçağ