Guterres rüya görmekten vazgeçmeli, gerçeği ilan etmelidir
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, son İyi Niyet Raporu’nda Kıbrıs’taki liderlere “ilerleme için ortaya çıkan fırsatı değerlendirin” çağrısı yapıyor. Açık fikirlilikten, esneklikten, uzlaşıdan ve siyasi iradeden söz ediyor. İyi de Sayın Guterres, ortada gerçekten bir “fırsat penceresi” var mı? Yoksa BM, yaklaşık altmış yıldır yaptığı gibi, Kıbrıs’ta olmayan bir ortak zemini varmış gibi göstererek yeni bir umut bezirganlığına mı soyunuyor? Guterres, Kıbrıs meselesine yabancı bir isim değildir. Crans-Montana’da bizzat masadaydı. Rum tarafının siyasi eşitlik, dönüşümlü başkanlık ve Kıbrıs Türk halkının etkin katılımı konularındaki uzlaşmaz tavrına şahit oldu. 2004 Annan Planı’na Kıbrıs Türk halkının “evet”, Rumların ise ezici çoğunlukla “hayır” dediğini elbette biliyor. Dahası Guterres, kendi raporunda 2025 yılının Mart ve Temmuz aylarında üzerinde uzlaşılan Güven Yaratıcı Önlemlerin büyük bölümünün uygulanamadığını söylüyor. Yeni geçiş kapıları konusunda dahi ilerleme sağlanamadığını kayda geçiriyor. Öyleyse sormak hakkımızdır: En basit Güven Yaratıcı Önlemleri bile hayata geçiremeyen tarafların önünde hangi “fırsat penceresi” açılmıştır? Guterres kendi raporundaki tespitlerle kendi çağrısını adeta tekzip etmektedir. Bugün Rum tarafı hızla silahlanıyor. ABD, Fransa, İsrail ve Yunanistan’la askeri ve stratejik iş birliklerini derinleştiriyor. Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk halkına karşı yeni güvenlik mimarileri oluşturuyor. Kıbrıs Türk halkının gasp edilen uluslararası haklarını geri vermeye yanaşmıyor. Doğrudan uçuşu, doğrudan ticareti ve doğrudan teması engelliyor. Ve en önemlisi, Kıbrıs Türk halkını adanın egemen eşit ortağı olarak kabul etmiyor. Hala “tek egemenlik, tek vatandaşlık,........
