Veri sınır tanımıyor
Günümüzde hiçbir şey basit değil. Eskiden bir esnaf, dükkânının vitrinine astığı fiyat etiketiyle idare edebilirdi. Bugün ise o etiketin arkasında tedarik zincirindeki bir geminin Kızıldeniz’de beklemesi, bir merkez bankasının faiz kararı, teknolojide yeni bir hamle ve hatta uzak bir coğrafyadaki seçim sonucu yatıyor. Değişkenler birbirine daha sıkı bağlanmış durumda. Bireyden topluma, çalışandan firmaya herkes denklemi hem lokal hem küresel ölçekte kurmak zorunda. Aksi takdirde doğru karar vermek mümkün değil.
En klasik örnek tasarruf kararı. Diyelim ki orta halli bir vatandaş elindeki birikimle ne yapacağına karar verecek… Faiz mi, altın mı, dolar/euro mu, yoksa borsayı mı tercih edecek? Yıllar önce faiz yüksekmiş, bankaya koyayım demek yeterliydi. Bugün ise İran-İsrail gerilimi gibi bir jeopolitik kıvılcım, enerji fiyatlarını uçurabiliyor. Savaş uzarsa petrol yükselir, altın güvenli liman olur. Savaş biterse savunma sanayi hisseleri düzeltme yapar. Aynı anda Fed’in beklenmedik bir açıklaması döviz kurlarını altüst eder. Yani kararınızı verirken sadece Türkiye’deki enflasyonu değil, Tahran’daki sokakları, Washington’daki düşünce kuruluşlarının raporlarını ve hatta Tayvan Boğazı’ndaki gemi trafiğini de izlemeniz gerekiyor.
Bu bağlantısallık iş hayatında daha da belirgin. Bir yazılım geliştiricisi düşünün. Yıllarca kod yazmayı öğren, işin hazır denirdi. Artık aynı geliştirici, kendi ülkesindeki vergi düzenlemelerinin yanı sıra ABD’de çıkarılan düzenlemeleri, Avrupa’daki güncellemelerini ve Çin’deki yarı-iletken ihracat kısıtlamalarını da takip etmek zorunda. Çünkü projesi birden global bir tedarik zincirinin parçası haline gelebiliyor. Bir anda kullandığı........
