menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kültürel mirasları yıkmak Batı’nın vahşi geleneğidir

23 0
05.04.2026

Basit bir arama yaparak herhangi bir araştırma platformuna, “Kültürel miras nedir?” diye sorduğunuzda şöyle cevabı alabilirsiniz: “Kültürel miras, bir toplumun geçmişten devraldığı, günümüze taşıdığı ve gelecek nesillere aktarmayı hedeflediği değerlerin bütünüdür. Sadece eski binalardan veya müze eserlerinden ibaret değildi. Bir halkın kimliğini, yaşam biçimini ve dünya görüşünü yansıtan her şeyi kapsar. Bunlar, Somut (Maddi) Kültürel Miras; Gözle görülebilen ve dokunulabilen fiziksel kalıntılardır ki; taşınmazları: antik kentler, saraylar, ibadethaneler, kaleler, tarihi köprüler ve anıtlar. Taşınabilirleri ise müzelerde korunan arkeolojik buluntular, el yazması eserler, tablolar, madeni paralar ve tarihi eşyalardır. Somut olmayan kültürel miras; sözlü gelenekler, destanlar, masallar, efsaneler, tekerlemeler, halk dansları, geleneksel temaşa sanatları, müzik, düğünler, bayramlar, şenlikler (festival), mutfak kültürü, dokumacılık, çinicilik” vb. gibidir ki, işte biz Birinci Dünya Savaşı sonrası bu ikinci kısmı yani manevi kültür mirasını yitirmiştik! Yedi cephede üç milyondan fazla Türk evladı arkalarında yetim bir memleket bırakarak Şehit düşmüşlerdi. Geride mazlum anneler, ihtiyar dedeler ile nineler ve babasız çocuklar… Yani toplumun manevi kültürünü evlatlarına aktaracak babalar artık yoktu! Geçmişle gelecek arasındaki “diri köprü” kırılmıştı…

“Batının savaşçı hırsızları” aslında soykırımcı geleneklerini sürdürmek için karşılarına çıkan her imkânı dünya........

© Yeniçağ