menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kalplerin şifası sevgiliye kavuşmaktır

34 0
23.08.2026

Ressam Osman Hamdi Bey’in kim tarafından hangi akla hizmetle “Kaplumbağa Terbiyecisi” adını verdiğini anlayamadığım meşhur tablosu hakkında aklıma gelen her türlü soruyu sanal alemde sörf yaparak öğrenmeye çalıştım. Uzun ömürlü bu hayvanlar hakkında merak ettiklerimi sora sora 1300 yıl önce kaplumbağa kaideleri üzenine dikilen Göktürk Anıtlarına kadar vardım! Göktürk atalarımız için bu canlıların ne anlama geldiğini daha sonra araştırmaya karar vererek önce şu “terbiyeci” yakıştırmasının aslını astarını öğrenmeye çalıştım. Tablonun ekran görüntüsünü alarak çini pencere alınlığına yazılmış ‘hattı’ okudum: Şifâü’l-kulubi likâü’l mahbûb. Yani basitçe “kalplerin şifası sevgiliye kavuşmaktır ya da sevgilinin yüzünü görmektir” biçiminde sadeleştirilebilecek bu “hikemî kelam”ın Şark’ın bütün büyük söz sultanları tarafından pek çok defa kullanılmış olduğunu öğrendiğim gibi, André Gide’in “zekânın kemal hâlinde sıhhati” sözleriyle hayranlığını vurguladığı meşhur Bursa Yeşil Cami’ hünkâr mahfili bölümündeki pencere alınlığında aynıyla yazılı olduğunu da öğrendim. Yeşil Cami penceresinde olmayan şey ise Osman Hamdi’nin 1907’de çizdiği tablosuna koyduğu “Muhammed” tablosu imiş.

Tablo üzerindeki detayları incelerken, kırmızılı adamın sırtındaki keşkül ile ‘terbiyeci’ yaftasını takanların sopa sandığı elindeki ney, aslında dünyanın gailesinden vaz geçmiş bir kişiyi seyretmekte olduğumuzu söylüyor diye düşündüm ki, resmedilen mekân ve ‘hat’larda yazılanların birbiriyle bağlantısı dikkatle değerlendirildiğinde asıl anlatılmak istenenin kaplumbağalar değil bir mütereddit derviş olduğu netleşiyor. Kırmızı abasıyla tablonun merkezine yerleştirilmiş olan dervişin başının üzerinde “Şifâü’l-kulubi likâü’l mahbûb” ve “Muhammed” levhası varken Batı ve Doğu sanatları geleneğinde asla evcilleştirilebilir bir canlı........

© Yeniçağ