‘Serok Apo’ Kandil’e gelsin
Recep Tayyip Erdoğan’ın en yakınındaki isimlerden Binali Yıldırım, Abdullah Öcalan’ın bildirisinin yayınlandığı gün neden ortaya çıktı ve neden “federasyon”dan bahsetti?
Aynı gün Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan kendi yerine Binali Yıdırım’ı mı konuşturdu?
Reis Bey, havayı anladıktan sonra, Abdullah Öcalan’ın “PeKeKe silahı bıraksın.” açıklamasını hiç kaale almadan PKK’yla sonuna karar mücadeleden bahsetti.
Binali Yıldırım, Abdullah Öcalan’ın sözleri arasına sıkıştırdığı “ayrı dünya” talebini fazlasıyla karşılayan sözler etmesi hayra alamet değil.
Belki Binali Yıldırım’ın açıklamalarını, Kandil avenesi, kendileri için işaret görüp, önce ateşkesi açıklıyorlar -pratikte bu ateşkes açıklamasının hiçbir anlamı yok- sonra “Serok Apo Kandil’e gelsin.” diyorlar.
Önce Abdullah Öcalan’ın bildirisinde satır aralarına sıkıştırdığı taleplerine bakacağız.
Abdullah Öcalan, yazılı metninin dışında, Sırrı Süreyya Önder’e yazdırdığı notta: “Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK'nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.” diyor.
Bu cümleyi ilk dinlediğimde A. Öcalan, önce kendi durumunun ne olacağının cevabı bekliyor, diye düşündüm. Çünkü, onun bütün açıklamaları, asıl kendisinin nasıl bir pozisyon içinde olacağı üzerinedir. Silahı bıraktır, ama içeride yat! Olabilir mi?
Abdullah Öcalan, içeride yattıktan sonra PKK niye silah bıraksın ki...
“Siyaset ve hukukî........© Yeniçağ
