menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de işgücü piyasasının eşleşme krizi

5 0
previous day

Türkiye’de işgücü piyasasının eşleşme krizi

Türkiye’nin sorunu çalışacak insan veya yapılacak iş bulunmaması değildir. Sorun; işlerin yanlış sektörlerde, işgücünün yanlış niteliklerle ve üretim imkânlarının yanlış bölgelerde yoğunlaşmasıdır. Bu eşleşme krizi çözülmeden genişletici politikalar istihdamdan çok enflasyon üretir.

Türkiye İstatistik Kurumunun Haziran 2026 verilerine göre mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 7,6’ya gerilemiştir. Buna karşılık zamana bağlı eksik istihdamı, potansiyel işgücünü ve işsizleri birlikte gösteren atıl işgücü oranı yüzde 28,8 düzeyindedir. İlk gösterge ekonominin işsizlik bakımından tarihî ölçüde olumlu bir noktaya yaklaştığını düşündürürken ikincisi, çalışma isteği veya kapasitesi yeterince kullanılamayan çok daha geniş bir nüfus bulunduğunu göstermektedir. (TÜİK Haziran 2026 işgücü verileri)

Bu iki gösterge arasında ilk bakışta bir çelişki vardır. Bir ekonomide dar tanımlı işsizlik yüzde 7,6’ya kadar düşmüşken atıl işgücü nasıl yüzde 30’a yaklaşabilir? Üstelik iş arayan milyonlarca insan bulunmasına rağmen firmalar neden uygun çalışan bulamamaktan yakınmaktadır?

Bu soruların cevabı, Türkiye’de işgücü piyasasının bir “eşleşme krizi” yaşamasında aranmalıdır. Sorun yalnızca iş sayısının veya çalışmak isteyen insan sayısının yetersizliği değildir. Asıl sorun, mevcut işlerin gerektirdiği nitelikler ile işgücünün sahip olduğu becerilerin; iş imkânlarının bulunduğu bölgeler ile iş arayanların yaşadığı yerlerin ve firmaların teknolojik ihtiyaçları ile eğitim sisteminin ürettiği insan sermayesinin örtüşmemesidir.

AYNI ANDA EMEK KITLIĞI VE EMEK FAZLASI

Türkiye’de genel ve homojen bir emek kıtlığından söz edilemez. Bununla birlikte, her sektörde ve meslekte aynı ölçüde emek fazlası bulunduğu da söylenemez. Bazı alanlarda çok sayıda insan iş ararken bazı firmalar üretimi sürdürebilmek için ihtiyaç duydukları çalışanı bulmakta zorlanmaktadır.

İŞKUR’un 2025 İşgücü Piyasası Araştırması bu uyumsuzluğu açık biçimde ortaya koymaktadır. Araştırmada işyerlerinin yüzde 9,6’sı eleman temininde güçlük çektiğini bildirmiş; doldurulmasında güçlük yaşanan pozisyon sayısı yaklaşık 399 bin olarak hesaplanmıştır. İşverenlerin yüzde 80,3’ü gerekli mesleki beceriye sahip çalışan bulamadığını, yüzde 76’sı yeterli başvuru yapılmadığını, yüzde 74,2’si ise aradığı tecrübede eleman bulamadığını belirtmiştir. İşsizliğin devam ettiği bir ekonomide yüz binlerce pozisyonun doldurulamaması, emek arzı ile talebi arasındaki nitelik uyuşmazlığının somut göstergesidir. (İŞKUR’un 2025 İşgücü Piyasası Araştırması)

Dolayısıyla Türkiye’de aynı anda hem emek fazlası hem de emek kıtlığı vardır. Fazlalık ve kıtlık farklı sektörlerde, mesleklerde, beceri düzeylerinde ve bölgelerde ortaya çıkmaktadır.

SEKTÖREL DÖNÜŞÜMÜN YARATTIĞI UYUMSUZLUK

Ekonomik gelişme, işgücünün tarımdan sanayiye, daha sonra sanayiden yüksek verimlilikli hizmetlere yönelmesini gerektirir.........

© YeniBirlik