menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP’nin ‘kuruluş kodları’na dönüş tartışması

15 0
28.05.2026

Türkiye’de siyasal krizler çoğu zaman yalnızca güncel politik aktörler üzerinden değil, Ulus devletin tarihsel kuruluş kodları üzerinden okunmayı hak eder. Son dönemde Kemal Kılıçdaroğlu tarafından öne sürülen “kuruluş kodlarına dönme” söylemleri böylesi bir tarihsel arka plan olmadan anlaşılamaz. CHP içerisindeki gerilim, yalnızca bir liderlik mücadelesi değil; aynı zamanda Cumhuriyet’in kuruluş paradigması, ulus-devlet anlayışı, tekçilik siyaseti ve Türkiye’nin demokratikleşme sorununun yeniden görünür hale gelmesidir. Gelinen aşamada tekçilik üzerine kurulu olan cumhuriyet modernitesi anlamsal ve yapısal bakımdan ve derinlikli kaos kriz hallerine yaşamasından dolayı kendisini yürütemez duruma gelmiştir.

Bugün tartışılan meselelerden biri, CHP’nin yeniden “kuruluş kodları”na dönüp dönmediğidir. Bu soru, yalnızca partinin ideolojik yönelimini değil; Kürt meselesi, Alevi kimliği, barış ve demokratik toplum süreci ve Türkiye’de demokratik cumhuriyet ihtimalini doğrudan ilgilendiriyor.

1924 sonrasında inşa edilen Cumhuriyet modeli, çok kimlikli Osmanlı toplumsallığından homojen bir ulus yaratmayı hedefleyen merkeziyetçi bir paradigma üzerine kuruldu. Bu paradigmanın temelinde “tek millet, tek dil, tek kimlik, tek din, tek mezhep.” anlayışı bulunuyordu. Erken Cumhuriyet’in önde gelen ideologlarından Mahmut Esat Bozkurt’un “Bu memleketin kendisi Türk’tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır” şeklindeki tarihsel sözü, bu zihniyetin en çıplak ifadelerinden biri olarak hafızalarda kaldı.

Alevilik ise Cumhuriyet’in resmi laiklik söylemine rağmen Diyanet merkezli Sünni-Hanefi devlet yapılanması içinde kütlesi ve hacmi yok sayıldı, kültürel soykırıma uğratıldı. Laiklik, toplumun tüm inançlarına eşit mesafede duran özgürlükçü bir model yerine, devlet kontrolünde bir din yönetimi biçimine dönüştü.

Değişim mi, restorasyon........

© Yeni Yaşam