Masa-zindan diyalektiği ve Apocu dil
İmralı’dan gelen yazıları okuyorum. İtalyan devrimci Gramsci tarzında “Hapishane Notları”na benzeyen yazılar bu yazılar. Özeti şudur; “müzakere sürecinin uzaması karşısında” Kürt kamuoyunda oluşan şüphe, kaygı ve tepkiler anlaşılırdır, ama kökten yanlıştır. Masada devletle müzakere edenlere “bunlar ne yapıyor” diye soracağınıza, biz “masa” dışındakiler “ne yapıyoruz” diye herkes kendine sormalıdır deniyor bu yazılarda. İki yıldır “masada” müzakere sürüyor, “masa” dışında kaç İçişlerine bağlı belediye “komünal belediyeye” dönüştürüldü? Müzakere, “masadakilerin” işi. “Mücadele, alandakilerin” işi. “Masadakilerle” dayanışma yetmez. Komünleri inşa ederek yenilmez bir güç haline gelmek şarttır. Masadakiler “devletle barış ve demokrasi için uzlaşma” kavgası veriyor. Sahadakiler tutarlı olsunlar olmasınlar en geniş güçlerle ittifak için kavga vereceklerdir. Uzlaşma ve mücadele “masadaki mücadeleyi” güçlendirir. Yani “beklemek” olmaz.
Bir de kimi sosyalistlerin “devletle müzakere olmaz” diyerek “masaya” yaptıkları itirazlara yanıt veriliyor. Ne olur? “Devletle sadece savaş olur, sınıfa karşı sınıf savaşı olur” diyenlerin “çocukluk hastalığına” karşı Apocu paradigmalarla tedavi öneriliyor. Onlara dostça “sizin masaya oturmamış olmanız devrimci gücünüzden dolayı değil, devleti masaya oturtacak güçten yoksun oluşunuzdandır” deniyor.
Ben İmralı mahreçli olup devletin süzgecinden ustalıkla geçirilen yazıları böyle günlük ve özgür dilimize tercüme ediyorum. Çünkü İmralı’da bir “masa” var, ama masada sanki “savaştaymışsın” gibi konuşmanın hem şartları yok, hem de “müzakere dili savaş dili” değil. “Masa” olmasaydı, yani devlet Öcalan’la masaya oturmasaydı, şartlar tıpkı Amed zindanındaki gibi “masasız” şartlar olsaydı, İmralı’daki devrimciler Amed’deki özgür devrimcilerin dilleriyle konuşurlardı. Şimdi ise “özgür olmadıkları” için değil, “masada” oldukları için hem “masada oturmanın diliyle” hem de “zindanda” olmanın diliyle konuşuyorlar.
Devletin “denetimini ve sansürünü” işte bu dille aşıyor, Apocu paradigmaları bu dille bizlere ulaştırıyorlar. Ben de alışılmış kelimelerle yazılmayan bu yazıları anlamaya çalışıyorum ve anladığımı da işte burada sizlerle paylaşıyorum. Doğru mu anlıyorum siz karar verin.
Bu dil “biçim”........
