ABD’nin güç kaybı ve yeni sistemin kodları
Washington, Erdoğan yönetimini ne öngörülebilir buluyor ne de bölgesel istikrar için faydalı görüyor. Suriye’de kendi çıkarlarını korumak için Türkiye’nin hareket alanını sınırlamayı stratejik bir gereklilik olarak benimsiyor. Bu, belgede ‘Bölgesel aktörlerin kontrol dışı hamlelerini dengeleme’ olarak formüle edilmiş.
Sinan Cudi
ABD’nin yayınladığı son dış politika belgesi, Washington’un artık dünyayı tek merkezden yönetemediğini kabul eden ilk resmi metinlerden biri. Metin boyunca tekrar eden tema şu: Dünya çok kutuplu hale geldi, ABD mutlak üstünlük dönemini kapattı, bundan sonra küresel düzeni kurmak değil krizi yönetmek mümkün olacak.
Belgenin satır aralarına bakıldığında öne çıkan eğilimler şunlar;
ABD, Çin’i ana rakip olarak konumlarken Rusya’yı daha sınırlı bir tehdit olarak görüyor. Ortadoğu’da kalıcı bir hegemonya iddiasından vazgeçiliyor, doğrudan yönetme yerine uzaktan dengeleme modeli benimsiyor. Askeri müdahaleler nihai araç haline getiriliyor, bölgesel aktörlere daha fazla rol açılıyor, Türkiye gibi kontrolsüz davranan devletler sınırlanmaya çalışılıyor. Demokratik özerklik biçimleri veya yerel yönetim modelleri istikrar üretebildiği ölçüde desteklenecek düşük maliyetli seçenekler olarak görülüyor. ABD’nin genel amacı artık küresel hakimiyetin sürdürülmesi değil, sistemin çözüldüğü yerlerde daha büyük bir çöküşü engellemek.
Bu yeni çerçeve, Önder Abdullah Öcalan’ın uzun yıllardır tarif ettiği tarihsel-siyasal dönüşümle kesişiyor. Kapitalist modernitenin içsel krizleri üzerine yaptığı analizler, bu belgenin ortaya koyduğu tabloyu önceden tarif eden bir mantığa sahip. Öcalan’ın belirttiği gibi ulus-devlet, endüstriyalizm ve sermaye merkezli büyüme modeli artık dünyayı yönetebilecek bir kapasite........

Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin