NATO Zirvesi’nin ardından
Ankara’da yapılan 36. NATO Zirvesi sona erdi. Zirve boyunca silah üreticisi firmalar ile devletler arasında imzalanan milyarlarca dolarlık savunma anlaşmaları ve yayımlanan sonuç bildirgesine bakılırsa, ABD’nin çerçevesini belirlediği askeri ve ekonomik hedeflere büyük ölçüde uzlaşılmış olduğu anlaşılıyor. Zirve sonrasında -başta Trump olmak üzere- liderlerin memnuniyet ifade eden açıklamaları da bunu teyit ediyor.
Sonuç Bildirgesi’nde öne çıkan konular şunlar: Birinci olarak, NATO’nun 5. maddesinde yer alan “üyelerin kolektif savunma taahhüdü” teyit ediliyor. Anımsanacağı gibi Grönland konusunda ve İran saldırılarında NATO müttefiklerinden beklediği desteği bulamayan Trump, Avrupa’daki müttefiklere hakaretler yağdırırken ABD’nin NATO’dan çekilebileceğini sıkça dile getirmeye başlamış; bu da NATO’nun geleceği konusunda bir belirsizlik yaratmıştı. Kolektif savunma taahhüdünün tüm müttefikler tarafından teyit edilmesi, bu belirsizliği -şimdilik- ortadan kaldırıyor.
Öne çıkan ikinci konu, Rusya’nın uzun vadeli tehdit olarak tanımlanması ve Ukrayna’ya 2026 için 70 milyar, 2027 için de yine en az 70 milyar euro askeri yardım taahhüdünde bulunulması. Bilindiği gibi Avrupa ülkeleri özellikle Ukrayna savaşının ardından Rusya’yı kendileri için yakın tehdit olarak görürken ABD bu konuda net bir tavır ortaya koymaktan kaçınıyordu. Bildirgede yer verilen bu ifadeler Avrupa’nın Rusya’nın tehdit olduğu tezine ABD’nin de katıldığını gösteriyor.
Bildiride öne çıkan bir başka konu ise İran. Bu konuda Bildiri’de yer alan ifadeler şöyle: “Müttefikler, İran’ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini yineliyor ve İran’a Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğüne tam anlamıyla saygı gösterme çağrısında bulunuyor.” Bildiride yer alan bu ifadeler, Zirve sırasında Trump’ın İran ile ateşkesin sona erdiğini ilan eden açıklamasıyla birlikte değerlendirildiğinde müttefiklerin İran saldırıları konusundaki çekingen tavrının bundan böyle değişebileceği yönünde bir çıkarımı........
