Orta vadeli programın (2027-2029) ayırıcı özelliği (1)
Önümüzdeki üç yıla ilişkin Orta Vadeli Program (OVP 2027-2029) açıklandı (1). Program üzerine ekonomi basınında çok sayıda değerlendirme yer aldı. Bunlar daha ziyade; programın hedeflerinin (büyüme, enflasyon, işsizlik, mali ve finansal istikrar gibi), ülke ekonomisinin gerçekleriyle uyuşup uyuşmadığını irdeleyen köşe yazılarından ve emek karşıtı yönlerine yapılan eleştirel değerlendirmelerden oluşuyor.
Zayıf Büyüme, Yüksek Enflasyon, Yüksek İşsizlik ve Kemer Sıkma
Yeni Programda 2026 ekonomik büyüme tahmini yüzde 3,3 ve 2027 tahmini yüzde 4,2 olarak yer alıyor. Yani siyasal iktidar daha önce hedeflediği yüzde 5’lik ekonomik büyüme hızını yakalayamayacağının farkında. Buna karşılık enflasyonun yukarı doğru güncellendiği görülüyor. Daha önceki Programda bu yılın enflasyonu yüzde 16 olarak hedeflenmişken, yeni Programda bu oran yüzde 28’in üzerine çıkıyor. 2027 yıl sonu enflasyon hedefi yüzde ise 21 olarak açıklandı. Oysa 12 Şubat 2026’da yayımlanan TCMB raporunda 2027 sonu için konulan hedef yüzde 9 idi. Bu durum iktidarın OVP’lerde, enflasyon gibi halkı doğrudan ilgilendiren konularda, rakamları düşük hesaplama yoluna gittiğinin bir delili. Ancak bu kez mızrak çuvala sığmıyor ve iktidar yüksek enflasyonla mücadele etmediği ya da edemediğini zımnen kabul ediyor.
İşsizlik oranının bu yıl sonunda dar anlamda, yüzde 8,1 olacağı ifade edilen Programda, hedef; gelecek yıl için yüzde 8, 2028 için yüzde 7,8 ve 2029 için yüzde 7,6 olarak belirlendi. 2,1 milyon ilave istihdamla işsizliğin azaltılması hedefleniyor. Yeni istihdamınsa, “yeni nesil çalışma biçimleri ve sektörel dönüşümlere uyumun sağlanması” adı altında, güvencesiz çalışma pratiklerinin yaygınlaştırılmasıyla sağlanmasının hedeflendiği anlaşılıyor. İş ve yatırım ortamını başlığı altında sıralanan “idari süreçlerin kolaylaştırılması, düzenleyici kalitenin ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi” önlemleri, devletin emek yanlısı düzenlemelerden iyice çekileceği anlamına geliyor.
Bütçe açığının 2027 yılında yüzde 3,5; 2028’de yüzde 3,1 ve 2029’da yüzde 2,8 olarak hedeflenmesi ise (sadece halk ile sınırlı kalan) kemer sıkma politikasının sürdürüleceğini gösteriyor.
Yeni Programın Ayırıcı Özelliği
Oysa yeni Programın bir ayırıcı özelliği var: mevcut otoriter rejimi tahkim ederken, kemer sıkmayı sürdürüp, halkın demokratik siyasete olan güveninin iyice azaltarak, uzun vadede faşizmin kitle tabanını oluşturmaya dönük çok büyük tehlikeler içeren düzenlemelere sahip bulunması.
Bu anlamda program ekonomi politik bir değerlendirmeyi gerekli kılıyor. Bunu programda yer alan kaynak (ödenek) tahsisine ve bunun finansman biçimlerine bakarak yapacağız. Aşağıdaki görsel bu amaçla hazırlandı. Ayrıca sonraki yazılarımızda, Almanya ve İngiltere’de sırasıyla AfD ve Reform (UK) olarak adlandırılan faşist partilerin oylarındaki büyük artışın nedenlerinden yola çıkarak, Türkiye’deki orta vadede ortaya çıkabilecek riskleri bu Program bağlamında ele alacağız.
Finans Kapitalin Gücü........
