“Güçlü” bir ülke mi yoksa “mutlu” bir ülke mi?
İktidar medyası, Ankara’da 7-8 Temmuz’da yapılan NATO Zirvesi’ni (önceden planlanmış bir şey olmasına rağmen) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve devletin gücünün bir kanıtı olarak sunma yarışına girdi.
Kuşkusuz siyasal iktidar ağır misafirlerini çok iyi ağırladı. Sadece her bir lidere özel olarak hazırlanmış tabancalar hediye edilmedi, ayrıca kendilerini güvende ve rahat hissetsinler diye Ankara adeta Ankaralılara yasaklandı. NATO’yu protesto etmeye kalkanlarsa, daha sokağa çıkmadan bir gün önceden evlerinden toplandı. 7 ve 8’inde sokağa çıkanlar derdest edildi, gözaltına alındı. Bazıları hala cezaevlerinde tutuluyor.
“Güçlü devlet- güçlü ülke” gösterisi mi?
Bütün bu gösteri, “güçlü bir devlet ve güçlü bir ülke” olduğumuzu kanıtlamak için miydi? İktidarın bu tutumuyla NATO liderlerine, özellikle de NATO ele başı Trump’a vermek istediği mesajı her halde şuydu:
“Yüzde 80’i NATO ve ABD karşıtı olan bir toplumu bile susturabilecek kadar güçlü bir iktidarız. Nasıl ki şu ana kadar İsrail’in Filistinlilere yönelik olarak yaptığı saldırılar ve katliamlara rağmen, büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bir toplumu (özellikle de AKP tabanını ve cemaatleri) susturduysak, NATO karşıtı eylemleri de engelleriz, bize güvenebilirsiniz, o iş bizde!”
Peki, Türkiye, ülke dışından güçlü bir ülke olarak görünüyor mu?
Aşağıdaki ilk görsel, 33 ülkede 15.131 yetişkinle yapılan bir ankete dayanan Pennsylvania Üniversitesi Wharton School’un “2026 En İyi Ülkeler Endeksi” verilerini kullanarak dünyanın en güçlü ülkelerini sıralıyor. Sıralama, askeri veya ekonomik gücü doğrudan ölçmek yerine, katılımcıların her ülkenin genel gücünü/etkisini nasıl algıladığını yansıtıyor. (1)
Türkiye güçlü ülke sıralamasında 13. sırada yer alıyor!
Endekse göre Türkiye; İtalya, İspanya, İsviçre, Hollanda gibi Avrupa devletlerinin yanı sıra, İran gibi güçlü bir Ortadoğu ülkesinden ya da Avustralya gibi gelişkin emperyalist Uzak Doğu ülkesinden çok daha güçlü bir ülke konumunda.
Bu çalışmada, bir ülkenin ya da bir devletin gücü; büyük ölçüde askeri gücüyle ölçülse de aynı zamanda ekonomik gelişkinlik, teknolojik liderlik, stratejik kaynakların varlığı ve diplomatik beceri ve erişim tarafından da şekilleniyor.
ABD, Çin ve Rusya ilk üçte
Çalışmada öne çıkan bazı bulgularsa şöyle: ABD, Çin ve Rusya, küresel güç algısında diğer ülkelerden tamamen ayrı bir ligde, emperyalist süper ligde yer alıyor. ABD, sadece askeri ve teknolojik gücüyle değil, aynı zamanda dünyanın en büyük ekonomisi olmasından dolayı ilk sırada konumlanıyor.
Çin, nadir toprak elementleri üzerindeki hakimiyeti, geniş ticaret ilişkileri ve artan askeri gelişmişliğiyle ve yaklaşık iki milyon askeri personeli ile dünyanın en büyük aktif görevdeki ordusuna sahip olmasından dolayı, ikinci sırada yer alıyor.
Rusya ise, kendisinden aşağıda yer alan bazı ülkelerden çok daha küçük bir ekonomiye sahip olmasına rağmen, genel sıralamada üçüncü sırada bulunuyor. Ülkenin bu konumu; askeri yeteneklerinin, nükleer silah cephaneliğinin, petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarının ve jeopolitik etki alanının devam eden etkisini yansıtıyor. Birleşik Krallık dördüncü sırada yer alırken, onu Almanya izliyor.
Sonuçlar, askeri gücün olduğu kadar, ekonomik ve finansal kapital büyüklüğünün, teknolojik liderliğin, stratejik kaynaklara sahip olmanın, diplomatik etki ve uluslararası olayları şekillendirme yeteneğinin de bu sıralamada çok etkili olduğunu........
