‘Gestapo 2.0’ mı?
Hitler faşizmi 1933’te iktidarı ele geçirir geçirmez yaptığı ilk işlerden birisi, Prusya Polis Teşkilatı’nın siyasi bürosunu Hermann Göring’in yönetiminde “Geheime Staatspolizei” (Devlet Gizli Polisi), kısaca Gestapo’ya dönüştürmekti. Her türlü parlamenter kontrol dışında ve cezadan muaf tutulan Gestapo’nun özellikle 1936’da Heinrich Himmler’in yönetimi altına uyguladığı vahşet biliniyor. Tarih kitaplarını okumayanlar bile muhtemelen Hollywood filmlerinden Gestapo’nun nasıl kullanıldığının ve başta toplama kampları olmak üzere, faşist vahşetin ne tür bir aracı olduğunu öğrenmişlerdir.
Faşizmin yenilgisinden sonra dönemin Batı Almanya’sında, elbette sosyal demokratların ve komünistlerin mücadelesi ile oluşan “demokratik mutabakat” gizli servisler ile polis teşkilatının birbirlerinden ayrı ve parlamenter kontrol altında kurulmasını öngörüyordu. Gerçi bu “demokratik mutabakat” Reinhard Gehlen gibi eski üst düzey Nazi subaylarının teşkilatları örgütlemelerini engelleyemedi, ancak gerek Anayasayı Koruma Daireleri’nin gerekse de Federal Haber Alman Dairesi’nin bugüne dek federal ve eyaletler düzeyinde parlamenterce kontrol altında tutulmalarını sağladı – tabii izin verildiği ölçüde.
Günümüzün son sürat devam eden militarist dönüşüm sürecinde ise artık parlamenter “geleneklere” ve “demokratik toplum tavizi” gibi görüngülere ihtiyaç duyulmuyor. Yurt içi ve........
