Siyaset Godot’yu beklerken
Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” isimli eserini okuyanlar, bitirdiklerinde açık bir ‘anlamsızlık’ duygusu yaşarlar. Fakat bu, eserin anlamsız veya başarısız olmasından değil, eserin bizzat bu duyguyu oluşturmak istemesindendir. Bu piyeste iki kahraman (aslında birer tip bile değildirler) Estragon ve Vladimir, belirsiz bir zaman ve mekânda ‘Godot’yu’ beklemektedirler. Bu bekleyiş anlamsız ve ‘saçma’dır; zira Godot’nun kim olduğunu bilmemektedir okuyucu, kahramanlar da gelmesi ya da onunla buluşmak için sözleşmemişlerdir. Nerede olduğunu veya ona nasıl ulaşacaklarını bilmemektedirler. Onunla niçin buluşmak istedikleri de belli değildir. Yine de bir beklenti ile Godot’nun gelmesini ummaktadırlar; hatta böyle bir umutları bile yoktur. Bu bekleyiş halinde Estragon ve Vladimir arasındaki anlamsız diyaloglar dışında piyeste hiçbir aksiyon- olay da olmamaktadır. Bu minvalde devam eden piyes, hiçbir soruya cevap vermeden boş bir bekleyiş içinde sonlanır.
Modern dünyanın insanı nihilizme mahkum eden anlamsızlığını iyi betimlemiştir yazar. Bu sistem içinde insan amacını yitirmiştir, doğru düzgün soruları da (dertleri de) yoktur bu nedenle. Var olan soruları da oldukça anlamsız oldukları halde (Vladimir ve Estragon’un ki gibi) bunların bir cevabı yoktur. Toplumsal ilişkiler bir anlamsızlık, iletişimsizlik içinde yok olmaktadır. Beckett, bir başka yerde, insanların mahkûm kılındığı bu iletişimsizlik halini “Hiçbir iletişimin olmadığı yerde iletişim kurmaya çalışmak, maymunca bir taklit hafifliği hükmündedir ya da bir delinin mobilyayla konuşmak istemesi gibi son derece komiktir” diye izah eder.
‘Kürdistan’ sorununun çözümü için başlatılan süreçte, devlet aklının ve iktidarıyla muhalefetiyle siyasetin üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmemedeki ısrarı eğer bir piyese dönüştürülseydi, muhtemelen Beckett’in eserini geride bırakırdı; fakat çok kötü bir taklit olmaklığıyla! Çözümün gelmesi için hiçbir adım atmadan, belirsiz bir zaman ve mekânda olması beklenmektedir. Aktörlere daha yakından baktığımızda aslında çözüm için doğru düzgün niyetleri de yoktur, çözümün nerede ve nasıl şekilleneceğini de bilmiyor gibi görünmektedirler. Veya bilmezden gelmektedirler. Estragon ve Vladimir’in aptalca diyalogları gibi arada bazen devlet başkanından başlamak üzere siyasi parti liderlerinin içi boş çözüm söylemleri dışında kimse parmağını dahi oynatmamaktadır. ‘Çözüm‘,........
