Ramazan’ı karşılarken
Bir Ramazan’ı daha karşılıyoruz. Müslüman toplumlar için anlamlı bir zaman dilimi. Oruçlar tutulacak, doğru manada nefs mücadelesi olacak. Oruç tutan- tutmayan ayrımı yapmadan herkesin davetli olduğu, özünde bir kardeşlik ve komünal paylaşım sofraları olan iftar sofrası kurulacak. Tüm Müslümanların, mazlum halkımızın Ramazan orucu kabul ve mübarek olsun.
Bir Ramazan’ı daha karşılıyoruz … Fakat dört bir yanımız ateş çemberi. Azgın egemenler yine yeni savaş ve işgal planları yapıyor. Hakim sömürü ve talan sistemi nedeniyle insanlığın ezici çoğunluğu yoksulluk ve açlıkla boğuşuyor. Vahşi katiller cemiyeti ve Firavunluğun modern erkek çeteleri tarafından kadınlar katlediliyor, diri diri toprağa gömülüyor. Dile getirmeye bile utandığımız iğrenç fiillerle çocuklar küresel egemenlerin fuhuş çeteleri eliyle istismar ediliyor. Nesli tükenen/ tüketilen her yıl sadece kozmetik ürün testleri için laboratuvarlarda uzun süreli işkencelerle katledilen yüz binlerce hayvan, yok edilen tabiat…
Açık ki bütün bu sorunlar karşısında insan olmaklığımızla kendimizi sorgulamamız, muhasebeye çekmemiz, fakat umutsuzluğa da kapılmadan kutsallığı hatırlamamız gerekir. Bütün bir kainatı-varlığı, börtü-böceği, ağacı, havayı, insanı, kadını, çocuğu ‘kutsal’ gözü ile ele alıp kendinde değerli ve dokunulmaz gören kutsallık bilincini yitiren insan giderek zorbalığın, çıkarcılığın ve her türlü sömürünün çarklarını öğretir, buna zemin sunar. Kendi güdülerinin ve bencil arzularının peşinde olan insan, aslında her dönem egemen zorbalığının temelidir. Bu tip, her daim egemenlerin inşa etmek istedikleri tipolojidir. Modern maddeci, kapitalist sistemin kendisi de buna dayanır; yemeğe doymayan, ölümü-öldürmeyi ve işkenceyi bir vahşet şenliğine, toplu cinayet histerisine dönüştüren, şehveti ölümcül bir kadın- çocuk kırımı olarak uygulayan........
