menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

14 Temmuz direnişi olmasaydı?

15 0
14.07.2026

Diyarbakır 5 No’lu zindanında bazı sadistlerin ya da Kürt düşmanlarının yaptığı işkenceler yoktu. Kürt varlığını soykırıma uğratmanın siyasi ve psikolojik zemini hazırlanıyordu. 14 Temmuz’u Diyarbakır zindanı direnişçilerini, Kürt soykırım politikasını boşa çıkaran direnişçiler olarak görmek en doğru tanımlama olur

Bundan 44 yıl önce Diyarbakır 5 No’lu zindanında PKK’nin önder kadroları ölüm orucu başlattı. 65 gün süren ölüm orucunda PKK’nin kurucularından Mehmet Hayri Durmuş ve Kemal Pir, Diyarbakır yönetiminden Akif Yılmaz ve genç militan kadrosu Ali Çiçek yaşamlarını yitirdiler. Dünya tarihinde bir halkın varlık ve özgürlük mücadelesine bu düzeyde etki eden eylem azdır. Öyle bir eylem ki, yıllar geçtikçe büyüklüğü, değeri ve anlamı daha iyi anlaşılıyor. PKK’yi ve Kürt halkını var eden eylem, demek yanlış olmaz.

Diyarbakır 5 No’lu zindanındaki işkencelerin ağırlığını ve yoğunluğunu sağır sultan bile duymuştur. Tayyip Erdoğan bile zindan duvarlarının dili olsa da konuşsa, diyerek işkencenin çok ağır olduğunu bir başbakan olarak dile getirmiştir. Kürt halkını etkilemek için söylemiş olsa da bir gerçeği dile getirmesi önemliydi.

5 No’lu zindanında işkenceye ve zulme karşı büyük direniş olmuştur. Ancak sadece işkenceye karşı bir direniş oldu, demek Diyarbakır 5 No’lu zindanındaki gerçeği görmemek olur. Şu kadar ağır işkence oldu, 60-70 civarında insan katledildi, şöyle büyük direnişler oldu, demek ama işkencelerin ve buna karşı direnişin nedenlerini ortaya koymamak bir yönüyle gerçekliğin üstünü örtmeye hizmet etmektedir. Bu açıdan Türk devletinin neden o düzeyde işkence yaptığının nedenlerini iyi ortaya koymak çok önemlidir. O zaman direnişin anlamı daha değerli hale gelir.

Türk devleti 1924 anayasasından sonra Kürtler üzerinde soykırım politikası yürütmüştür. 1921 anayasası Türkiye’de tüm halkların varlığını ve........

© Yeni Yaşam