Devlet çözümden korkuyor
Siyasal alan bu hafta hızlı ve hareketli geçti. Türkiye’nin temel gündemi olan Kürt sorunu ve bu sorunla bağlantılı olarak yaşanan Barış ve Demokratik Toplum sürecine ilişkin olarak Apocu Hareket’in yönetiminin, Bahçeli’nin, DEM Parti’nin ve son olarak Erdoğan’ın açıklamaları gündemdeydi. Açıklamaların temel noktası, Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın statüsü ve sürecin ilerlemesi için yapılması gereken yasal düzenlemelerdi.
Apocu Hareket adına yapılan açıklamada, sürecin ilerlemesi için acilen Sayın Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi ve yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği belirtildi. Ayrıca, “Mücadeleyi demokratik ve siyasi yollarla yürütmek istiyoruz. Devletin buna açık olması şartıyla hem mücadelenin hem de ulaşmak istediğimiz hedeflerin demokratik ve siyasi yollarla gerçekleştirilebileceğine inanıyoruz” denilerek sürecin temel amacı da ortaya konmuş oldu.
Aynı gün Devlet Bahçeli, sanki Apocu Hareket’in talebine cevap veriyormuş gibi ezber bozan bir öneri geliştirdi. Bahçeli, Sayın Öcalan’ın “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü” olmasını önerdi. Ardından DEM Parti, Bahçeli’nin önerisinin altına “imza atacağını” belirterek desteğini ortaya koydu. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, sürecin geri dönüşü olmayacak şekilde devam edeceğini belirterek Bahçeli’nin önerisine en azından itiraz etmediğini ifade etmiş oldu. Buraya kadar yaşananların olumlu olduğu, desteklenmesi ve sahip çıkılması gerektiği açıktır. Ancak açıklanmaya muhtaç bazı noktaların olduğunu da belirtmek gerekiyor. Birincisi, Bahçeli’nin söylediklerine ve Erdoğan’ın bu söylemlere karşı çıkmamış olmasına ne kadar güvenilebilir?
Bilindiği gibi Bahçeli, daha önce “umut hakkı” dedi ancak bir gelişme........
