Bir yıldır cevabı aranan soru
Neticede şunu söylemek mümkün; Önder Apo’nun ve Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin çözüm iradesi ortadayken, devlet aklı aradan bir yıl geçtikten sonra sorunun adını doğru koyup çözüme odaklanacak mıdır yoksa eski retoriğe sarılıp günü kurtarma siyasetine devam mı edecektir?
Önder Apo’nun tarihi 27 Şubat çağrısının üzerinden bir yıl geçti. ‘Barış ve Demokratik Toplum’ adıyla yaptığı çağrıda Önder Apo “Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır” tespitinde bulunmuş, ardından
“Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları, ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür” demiştir.
Aynı çağrıda Önder Apo “demokratik uzlaşma temel yöntemdir” vurgusunda bulunup “Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır” belirlemesini yapmıştır.
Hatırlanırsa, çağrının sonunda Önder Apo; “Şüphesiz ki pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir” demiş, bir nevi sürecin yol haritasını çıkarmıştı.
Çokça değerlendirildiği üzere, 27 şubat çağrısı her anlamda demokratik siyaset kanallarının açılmasını, bu temelde örgütlenmeyi olmazsa olmaz koşul olarak belirlemiş, gidişatın bu yönde olması gerektiğini deklare etmiştir.
Malum! Bu çağrının yıldönümüne yaklaştığımız bugünlerde, 18 Şubat’ta İmralı Heyeti Önder Apo ile yaptıkları görüşmenin içeriğine dair bir açıklamada........
