menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Erdoğan’ın ekopolitiği

68 0
01.03.2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekopolitik çizgisini ele almamın zamanı geldi. Böylece ileri doğru bir hat çizebilirim. Bu hattan Türkiye’nin yeni dünya düzenindeki muhtemel ekopolitik pozisyonuna dair fikirler verebilirim.

Türkiye için ekopolitik irade birliği mümkün mü, bunu da tartışmış oluruz.

Hem bu tartışmayı açarak ekopolitik ferdin ve cemiyetin inşası anlamında bir yatırım da yapmış olurum. Ekonomiyi teknisyen olarak ele almayı öğrenen toplumun bir sonraki aşamaya geçmesine katkı sağlamak adına… Ekopolitik irade birliği için.

Konuya bir yerden başlayacaksak elbette orası Merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın Refah Partisi olacaktır. Cumhurbaşkanın ününü tüm ülkeye yayan siyasi oluşum Refah Partisidir.

Refah Partisi Adil düzen önerisiyle iktidar olmuştur. Adil Düzen anti-siyonist, anti-kapitalist, bir medeniyet projesidir. Büyük bir çerçeve olsa da karşısında hizalandığı medeniyetin zaafına göre ekonomik adalet yönüyle ön plana çıkmıştır. Faizi reddeder, rantı tolere etmez, ekonomik birimlerin hak ve menfaatlerinin adil dağılımını her boyutuyla planlar.

İşte, Sayın Cumhurbaşkanı bu derin ekopolitik kültürden gelmektedir.

Refah Partisi döneminde ordunun 1980 Darbesi ile siyaset üzerinde kurduğu baskı liberalleşme kanalından kalkıyordu. Bir tek, ordu bunun farkında değildi. Ahmak 28 Şubatçıların kendilerini hâlâ egemen sanarak girdiği eylemlerle sermayenin yeni vesayet olmasının önü açılıyordu. Gerçi bu ahmaklar bir tür iş birliği içinde olduklarının bilincindeydiler ama bu iş birliğinin kendi lehlerine olacağını sanacak kadar kör ve umarsızdılar. Sermaye ve medyadaki sermaye ajanları orduyu suya götürüp susuz getirmişti.

Buna karşın 2002 seçimleriyle beraber Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batı yanlı bir ekopolitiğin açtığı reform alanını kullandı. Seçim sonuçları o günün Türkiye’sinde bir anlam ifade etmiyordu ve Batıcılara karşı Batıyı kullanmak çalışan bir ikilemdi. Kandırmak için değil, kandırılmamak için…

Cumhurbaşkanının asıl yaptığı ise sermayenin ekopolitiğine egemen olduğu Türkiye’yi dönüştürmekti. Aksi halde ordu gibi sermaye de demokrasiyi ve seçimleri asla meşru görmeyecekti. Ve şartlar bugünkü gibi değildi. Sandığı meşru görmemelerinin bir sonucu olduğu, Refah-Yol iktidarında milletin gözüne soka soka gösterilmişti.

Gene de Sayın Cumhurbaşkanı bir hedefe........

© Yeni Şafak